1 Ekim 2012 Pazartesi

Güzel bir hafta sonu geride kaldı...

Yine, yeni, yeniden bir Pazartesi gününde daha karşındayım sevgili okuyucu...

Bu hafta sonu oldukça hareketli geçti benim için. Peki neler yaptım?

Cumartesi günü sabah erkenden kalktım ve temizlik yaptım. Evin bu kadar çabuk kirlenebilme yeteneğinde olması beni yine hayretler içinde bıraktı. Temizlikten sonra da güzel bir öğlen uykusu çektim oh misss.

Sonra akşamüstü TiviBu kurulumu için geldiler, şimdi hem Digiturk'umuz hem de Tivibu'muz var; döndürüp döndürüp izleriz artık.

Tivibu kurulumu yapıldıktan sonra önce eşimle Migros'a gittik. Evcil hayvan ürünlerindeki %50 indirimden faydalanarak 15 kg'lık köpek maması aldık. "E be kızım senin köpeğin mi var, ne alaka?" derseniz, şehrimizdeki hayvan barınağını ziyarete gittik! Ordaki sevgili dostlarımıza mamayı verdikten sonra barınağı gezerek kuçuları mıncıkladım bi güzel :)) İnsanlar ne kadar gerizekalı ya bi insan köpeğini nasıl terk eder anlamış değilim. İnanın var ya Golden Retriver'dan tutun da Alman kurduna, pitbulla, sivas kangalına, boxera, labradora kadar ne ararsanız var. İnsan can dostunu nasıl sokağa atar kıyamam ben onlara :( Karar verdik eşimle, bundan sonra her ay düzenli olarak barınak ziyareti yapacağız.

Cumartesi akşam kendimizi ödüllendirip yemeğimizi dışarda yedik. Ve tabii ki ben yine rahat durmayıp D&R'a girdim. E elim boş mu çıktım? Tabisi de hayır :) Tess Gerritsen'ın yeni çıkan kitabı "Masumiyetin İçin Savaş"ı ve Erdil Yaşaroğlu'nun hayat verdiği kitap ayraçlarından birini alıp çıktım. Onlar da burda:




Pazar günü ise sabahın 8 buçuğunda kalkıp ütü yaptım. Şu ütü yapmaya bi türlü alışamadım arkadaş, kırışmayan kumaştan yapsınlar gömlekleri, pantolonları gari...

Sonra İzmir Fuardaki evcil hayvan fuarına gittik. Bakalım ne var ne yok diye.

Hiç bi bok yoktu. Hayvanlara mal gibi davranıyorlar. Yine "Baebaeee bana köepek al yeeeeeaa" diye ağlayan piç kurularını sevindirmek için bir sürü hayvan satıldı. Ve yine bunların bir çoğu ya telef olacak, ya da sokağı boylayacak. Sırf şımarık obez veletleri sussun diye onlara hayvan alan ana-babaların allah belasını versin.

Pazar günü dönüşte annemleri geldik. Annemi dünürlerine bırakıp biz hemen şehre çok yakın bir yerde bulunan bir köpek çiftliğine gittik. Çünküüü evimize bir köpek almayı planlıyoruzzz :) Uzun zamandır yaptığımız araştırmalar sonucunda beğendiğimiz köpek cinslerini 3'e indirmeyi başardık; Cavalier King Charles, English veya American Cocker ve Beagle. Cavelier King Charles dediğim kuçular hayvan gibi pahalı (1000-1800 TL arası) olduğu ve her yerde bulunmadığı için onu elemek zorunda kaldık :( Haftasonu gittiğimiz köpek çiftliğinin sahibi veteriner arkadaşla konuştuktan sonra bir beagle a evde bakamayacağımız kanaatine vardık, zira çok fazla egzersiz isteyen bir cinsmiş (Arkadaşın tabiriyle içinde nükleer enerji santrali varmış:)) En son seçeneğimiz ise cocker lar. Köpek çiftliğinde fiyatları oldukça uygun (400 TL civarı). Aslında dün nerdeyse alıyorduk ancak ellerinde dişi yavru kalmamış. Biz de artık ellerindeki kuçuların yavru vermesini bekleyeceğiz 7-8 ay.

Diyeceksiniz ki madem öyle barınaktan al bi tane kuçu kuçu. Biliyorum ben de almayı hatta bana kalsa alcaktım birini ama gel gör ki eşim yavru almak istiyor çünkü kendisinin hayvanlarla benim kadar arası yok, dolayısıyla onun alışması için mecbur yavru almak zorundayız.

Bundan 2 ay önce "Evde köpek beslemek mi? Iyyykk köpek dediğin bahçede olur" diyen ben, artık fikir değiştirmiş durumdayım. Çook istiyorum bi kuçum olmasını...

 Allah bana hayırlı bir cocker yavrusu nasip etsin. Amin.


K.D.

0 kişi bişi demiş::

Yorum Gönder

 

Buffy de vampir sayılır Copyright © 2012 Design by Ipietoon Blogger Template