11 Aralık 2012 Salı

Allah Beni Böyle Yaratmış - PuCCa

Günaydınlar sevgili okuyucu,

Sabah sabah servisle okula gelirken yine sinirlerim hopladı. Blogumu takip edenler bilir, daha önce personel servisinde gözüme kestirdiklerini analiz etmiş ve "tanımadığım insanlara kendi kendime kurulup sinir olma" huyumdan bahsetmiştim. O zaman bahsettiğim şişman bi teyze vardı, hani beni sinek gibi cama yapıştıran. Hah işte bilin bakalım o teyze bu sabah yine nereye oturdu? Tabii ki benim yanıma! Ya yemin ediyorum size serviste belki 10 tane koltuk boş, hatta bazı pencere kenarları bile boş yani o derece. Ama bu teyze ne yapıyo, o kadar boş yer var geliyo beni gözüne kestirip yanıma oturuyo. Yanlış anlaşılmasın, şişman insanlarla bi problemim yok, hatta benim kendi annecim bile tombalaktır yani çok da severim mıncıklamayı kendisini. Ama bu teyze ayrı bişey. Yani o kadar boş yer varken paso inadına benim yanıma oturup sıkıştırıyo beni. Kadın zaten benim götümün yarısını altına alarak oturdu sabah. Hiç "biraz kaykılayım, kızı ezdim galiba" durumu filan da yok. Gayet yayıldı 1,5 kişilik yer kaplıyo. Utanmasa beni komple kıçının altına minder yapacak. Neyse dedim kızım sık dişini, altı üstü azıcık yol sabret. Bizim okulun yolları virajlı olduğundan okula çıkarken merkezkaç kuvveti ile sağa sola savruluyosun haliyle. Şimdi normal bi insan bu durumda ne yapar? Yanında oturan insanı ezmemek için ön koltuğun arkasındaki o zımbırtılara tutunur ki savrulmasın dimi? Nerde bizim teyzede o incelik! Kadın bildiğin o virajlarda beni cama yapıştırdı da yapıştırdı. Allahım zaten üzerimde mont var, atkı var fenalık bastı bi de kadın bok çuvalı gibi üstüme abanınca yemin ediyorum kurdeşen döktüm 10 dakika içinde. Ya tamam teyze şişmansın ona lafımız yok, olabilir belki ilerde ben de şişman olabilirim. Ama bu kadar da olmaz artık. Bu kadının kesin bana garezi var ya bu olanların başka bi açıklaması olamaz çünkü. Neyse yaa kitap tanıtımı yapacaktık dimi konudan sapmayalım.

Buzz gibi kış havaları geldi çattı, havalar da yağmurlu gidiyo birkaç gündür, yani anlayacağın kitap okuma günleri için zemin hazır. Ağustos ayından beri yeterlilik sınavıma çalıştığım için bu süre zarfında ya bir kitap okumuşumdur ya da iki. Zaten bloglarını takip ettiğim diğer arkadaşlar gibi yılda 80-90 tane kitap okuya(bile)n bi insan da değildim. Sınav yüzünden okuma kapasitem iyice yerle bir oldu tabi... Yeni yeni kitaplar alıp, sırf sınava çalıştığım için okuyamadığım o günler bana işkence gibi geldi.  Neyse ki o günler geride kaldı :)

"Dizüstü Edebiyatı" kimisinde "iğrenç, sığ, saçma, gereksiz"; kimisinde de "harika, muhteşem, ayy aynı ben" etkileri yaratıyor. Şahsen ben her iki kategoriye de sokamıyorum kendimi. Bu tarz kitaplardan sadece PuCCa ve Pink Freud'un kitaplarını okuduğum için, internet ortamında meşhur olmuş kişilerle ilgili bir genelleme yapmam yanlış olur. Mesela PuCCa'nın kitaplarına bayıldım ama Pink Freud'u hiç sevmedim. Hiç bu tarz kitap okumamış kişilerin "Dostoyevski dururken PuCCa mı okucam yeeeaaa" modundaki tavırlarına da karşıyım. Neyle neyi kıyaslıyosunuz neyin kafasını yaşıyosunuz siz? Sanki bu kişiler bu kitapları çıkartırken Tolstoy'un, Dostoyevski'nin tahtına göz diktiler anasını satayım. "Edebi değeri yok" muş! Bak seeen! Zaten PuCCa'da edebiyat alanında Nobel alsın diye yazdıydı bu kitapları sen öyle diyince şimdi kalbi kırılmıştır. Yav kardeşim bu kitaplar insanlar okurken gülsün, eğlensin diye yazılmış. Zaten siktiriboktan bi dünyada yaşıyoruz her yerimiz dram, iki gülelim de kafa dağıtalım istiyoz be hacı. Ona bile kulp takıyosunuz koduğumun entelleri sizi. Sen kendin okumazsan okuma, ama okumadığın kitapla ilgili yorum da yapma. Bak sinirlendirdiniz beni yine.



Neyse efenim, gelelim kitap ile ilgili yorumlarıma. Daha önce PuCCa'nın kitaplarını okudunuz mu bilmiyorum ama eğer okumadıysanız bence büyük bir terpi fırsatını kaçırdınız demektir. Hala çok geç değil bence, alın okuyun. Önceki iki kitap beni okurken gülmekten neredeyse altıma işetiyodu, okurken böyle salak salak kendi kendime kahkahalar filan atıyodum, eşim "Ne oluyo sana be delirdin mi?" şeklinde bakışlar atıyodu. Ben yine o tarz bi kitapla karşılaşacağımı düşünmüştüm ama yanılmışım. Yine komik miydi? Evet komikti. Okurken sıkıldım mı? Hayır sıkılmadım. Bu sefer daha başkaydı kitap, daha duygusaldı. Bu yaşadıklarını anlatmanın PuCCa için zor olduğunu düşünüyorum çünkü yazarken tekrar o kötü günlere dönmüş, aklında aynı şeyleri bi daha bi daha yaşamıştır. Bazı yerleri özellikle de son kısımları gerçekten insanın içini acıtıyor. Ben kendimi onun yerine koydum, okurken kendim yaşamış kadar üzüldüm. Hatta sonunda dayanamadım ağladım. Benim ağlamam bi kriter mi bilmiyorum çünkü ben ota boka ağlayan bi insanım animasyon filmlerde bile (Toy Story, Up, Wall-e vs.) ağlıyorum. Ama gerçekten zor günler geçirmiş ve insan ister istemez empati kuruyo. 

İlk iki kitabı okuyup beğenenler zaten eminim bu kitabı da alıp okuyacaklardır. İlk kitabı hatırlayın hani, uğruna evi yaktığı sevgilisi vardı ya, hah işte bu kitapta onunla tanışma hikayeleri ve birlikte geçirdikleri günlerden bahsediyor. Aynı zamanda benim içimi parçalayan çocukluk günlerinden kalma anılarından da bahsetmiş. İyi vakit geçirmek, kafa dağıtmak için ideal bi kitap. Nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile. Sonunda ağlarsanız karışmam ben uyarımı yaptım. Kitaba puanım 10 üzerinden 9. 

Hepinize bol kitaplı günler,

Öpenziii

K.D.



5 kişi bişi demiş::

  1. hımmm... puccayı okumaya bi kaç kere niyetlenmiştim ama hep araya kaynayıp unutmuştum. elimdeki kitabı bitirince pucca'nın kitabını okuyacağım. gülmeye ihtiyacım var. umarım bana iyi gelir :)

    YanıtlaSil
  2. Pişman olmayacağına inanıyorum canım :)

    YanıtlaSil
  3. okumamıştım ama okusam mı dedim şimdi:))

    YanıtlaSil
  4. Pucca'nın diğer iki kitabını okumuştum ve çok sevmiştim ve bazı yerlerinde bayaa bayaa ağlamıştım ben de. Özellikle annesinin gidiş sahnesinde ...Bu kitabı da mutlaka okuyacağım ve görülüyor ki bol bol ağlayacağım...

    YanıtlaSil

 

Buffy de vampir sayılır Copyright © 2012 Design by Ipietoon Blogger Template