28 Mayıs 2012 Pazartesi

El emeği, göz nuru gelin ayakkabılarım :)

0 kişi bişi demiş:
Tamam, kabul ediyorum yapması çok vaktimi almamış olabilir. Hatta 5 dakika bile sürmemiş olabilir ama sonuçta yine de bir el emeği söz konusu :) En başından beri kendi gelin ayakkabımı kendim süslemek istemiştim ve sonunda dün bu isteğimi gerçekleştirdim :) Dün İzmir Çınarlı'da süs eşyaları satan bir mağazadan aldığım kendinden yapışkanlı güllerimi sedef rengi gelin ayakkabılarıma yapıştırdım :) 


Cici gelin ayakkabılarım :)
Bu tarz gelin ayakkabısı isteyen bayanlar, sakın ha gidip süslü ayakkabılara fahiş fiyatlar vermeyin. Normalde 150 TL'den aşağı satılmayan süslü gelin ayakkabılarını çok uygun fiyatlara kendiniz mal edebilirsiniz. Ayakkabımı 60 TL'ye aldım. İçinde 10'ar adet gül bulunan paketlerin ise tanesi 2 TL. Bu şekilde ayakkabınızı hem kendi zevkinize göre süsleyebilir, hem de çok para harcamazsınız benden tavsiye :)

19 Mayıs 2012 Cumartesi

glade microspray in sebep olduğu makro cinnet

0 kişi bişi demiş:
Yahu şu glade mikrospreyi kim tasarlamışsa onun gözüne glade in bütün oda spreylerini sıkmak istiyorum ki hem acısından kıvrım kıvrım kıvransın, hem de kör olsun pezevenk. Bir tuvalet koku spreyi bu kadar mı dandik, bu kadar mı lanet olur? Kapanınca açılmak bilmez, açılınca kapanmak bilmez; uyduruk plastik aksamı içerisine spreyi doğru pozisyonda yerleştirip kapatabilmek için beyin cerrahı titizliğinde çalışmak gerekir... O sprey bitmesin de değiştirmek zorunda kalmayayım diye içimden bildiğim bütün duaları okur oldum. 

Glade microspray: Bildiin ömür törpüsü
"O kadar para verdim burda mı bırakcam yaaaee" mantığıyla, taşınırken eski evimin tuvaletinden üşenmeden söküp yeni evime getirdim -malım çok kıymetlidir ayıptır söylemesi-. Zaten eski ev sahibime kıl olduğum için evden ayrılırken bir tane iğne bile bırakmamak için almayacağım şeyleri ya attım, ya da ihtiyacı olanlara verdim. O eve ilk taşındığımızda ampüller bile yoktu, çıkarken ne kadar ampül varsa hepsini topladım. Pezevenk bi günden bi güne evde bi sorun var mı diye bile sormadı. Anca parasını alsın gavat. O ahır gibi eve 400 tl kira alıyodu açgözlü hayvan. 

Altı üstü tuvalet çiş-kaka kokmasın diye yapılmış dandik bişey yüzünden resmen sinir krizi geçircektim.  Hem ex-ev sahibime hem de glade micspray i tasarlayan puşta sövdüm de sövdüm.Baktım o dandik sprey girmiyo içine "Eeeh seni de sikerim plastiğine de" diyip gözümün görmeyeceği bir yere kaldırdım... Siz siz olun bu ömür törpüsünü evinize sokmayın.

18 Mayıs 2012 Cuma

Balayı Otelimiz

0 kişi bişi demiş:
Dün itibariyle balayı için rezervasyonumuzu yaptırmış bulunuyoruz! Antalya-Marmaris-Fethiye 3'lü finalinin galibi Fethiye oldu. Hem nişanlımın, hem de benim uzun zamandır gitmek isteyip de gidemediğimiz bi yer... Fethiye'de butik bir otel olan yeşillikler içindeki Paradise Garden'da 4 gece 5 gün rezervasyonumuzu dün yaptırdık. Umarım göründüğü kadar güzel bi yerdir... 

Merak edenler için birkaç fotoğraf yüklüyorum. 





Düğünün mü var, derdin var...

0 kişi bişi demiş:

Offf evlenmek ne kadar zor iş... Neredeyse 1 yıl öncesinden hazırlıklarına başlamak gerekiyo. İşin ilginci ne kadar uğraşırsan uğraş eksiklerin evlenene kadar (hatta evlendikten sonra bile) bi türlü bitmiyo... Kaç aydır yok düğün salonu, yok mobilya perde derken perişan olduk resmen... Neyse ki hazırlıkların çoğu bitti sayılır. Bi de halılarımızı seçebilsek süper olcak... Gelinliğimi seçtim ama gelin başı için henüz bi modele karar veremedim. O yüzden çok okunan (!) bloguma beğendiğim modellerden bikaçını koymak istedim. Gelinliğimin fransız danteli ve incilerle süslü olduğunu belirterek ona en uygun modelin sizce hangisi olabileceğini öğrenmek istedim. Başka önerileriniz var ise link olarak yollayabilirsiniz. Şimdiden teşekkürler :)

Favori modelim. Sade ve şık...


Bunun altı salık olanını değil de ensede topuz olan versiyonu olabilir

Doğal görünümlü bir dağınık topuz


Kulak üstünden örgülü modeller de çok hoş duruyor.


16 Mayıs 2012 Çarşamba

Sorun Bende Degil, Sende. Valla billa bak.

0 kişi bişi demiş:

Ayın 11'inde okumaya başlayıp daha ilk 20 sayfasında sıkıntıdan patladığım Açlık Oyunları'nı kısa bir süreliğine rafa kaldırmak için artık iki geçerli sebebim var :) Dün kitapyurdu'ndan aldığım PinkFreud'un iki kitabı bugün elime ulaştı. 
Aslında bugün okumaya başlayacaktım ama sevgilimle aramızdaki "the ütü crisis" ini çözmekten fırsat kalmadı. Sorunu çözdük çözmesine de sorunun kaynağının o mu ben mi olduğum konusunda bi fikir birliğine varamadık :) Ha bu arada, sevgilim gizli gizli hesabıma girip blogumu okumuş, yetmemiş google'dan aratıp bulup okumuş. Şu an yanımda ve tabii ki Xbox oynamakla meşgul. Arada ne yazdığımı görmek için göz ucuyla baktığını görünce yayınlayınca okursun dedim :) Akşam ben yatınca yine hesabıma girip okur artık :) Özel hayata saygı da yok ayol, utanmadan internet geçmişinden buldum girdim di  yo bi de :) Ha bu arada bu akşam barışmamız şerefine soya soslu noodle ve teriyaki soslu tavuk yaptık birlikte :) Çok lezzetliydi, tarifleri en kısa zamanda diğer blogumda paylaşacağım.

kitapyurdundan dün sipariş ettiğim kitaplar bugün elime ulaştı.

14 Mayıs 2012 Pazartesi

"Silmeden" mim'i

0 kişi bişi demiş:
Canım arkadaşım İ.r.e.m.c.e beni mim'lemiş. Blog dünyasında yeni olduğum için tabi hemen sordum kendisine nedir bu mim olayı diye.  Seçtiğin kişilere sorular sorup anket yapabiliyomuşsun, tabi eğer kabul ederlerse. Bu mim de ise soru yok. Sadece yazdıklarınızı silmeden, aklınıza ne gelirse onları yazıyorsunuz. Zaten ben normalde de böyle yazdığım için çok da bi değişiklik olmadı benim için.
Sevgilimle kavgalıyız. Dün gece hiç konuşmadık. Yatarken birbirimize iyi geceler bile demedik. Hem de ne yüzünden? Ütü!! Bu ütüyü icat eden herif kadar benden beddua alan başka biri yoktur herhalde dünyada. Yahu kardeşim bok mu vardı yani buruşuk giysek ne olurdu giysileri? Hem belki ütü olmasaydı kırışmayan buruşmayan kumaşların bulunması daha çabuklaşırdı. Pazar akşamı beyefendinin pantolon ve gömleğini ütülemeyi unutmuşum. Pazartesi sabah kalktık, ben hazırlanırken "Pantolonumu gömleğimi ütülemedin" dedi. Ben de unuttum, keşke akşam hatırlatsaydın dedim. Şimdi ütülesen olmaz mı dedi.Zaten işe servisle gidiyorum ve sabahları 45 dakikada hazırlanıyorum. O bunu dediğinde de evden çıkmama 15 dakika vardı. Çok erken kalkmamak için kahvaltımı okulda yapıyorum. Sadece simit ve peynir yemeyi sevmediğim için sabahları genelde kendime bi de sosis kızartıp yanımda onu da götürüyorum. Neyse işte o ütüleyemez misin deyince ben de dedim ki daha sosis kızartcam kendime zaten birazdan çıkıcam dedim. Sana da kızartayım mı yer misin dedim olur dedi. Sosisleri kızarttım sonra dedim ben çıkıyorum geç kalıcam servis kaçıcak. Bu da dedi ki bekle birlikte çıkalım. Ya ben zaten servisi kaçırcam diye içim içimi yiyo bu bi hantal, bi ağır. Ayakkabısını giyene kadar ben kapıda öldüm. Dedim hadi geç kalıcam yoksa, tamam diyo ama bi türlü gelemiyo. En son daha da hızlansın diye hadi ama ben çıkıyorum servisi kaçırcam yoksa dedim. Beyefendi de sinirlendi iyi tamam git o zaman dedi. Ben de ifrit oldum tabi, baktım blöfümü yemedi ben de gururuma yediremedim çıktım gittim. Şansıma da servis biraz geç geldi ama içimden dedim ki allaaaam inşallah ben burda beklerken beni görmemiştir, görürse beni o kadar boşuna acele ettirdi, hala servis bekliyo allahın panik ataklısı diye düşünmüştür çünkü.
Neyse efendim sonra işe geldim. Paşamız öğleden sonra sana kızgınım diye mesaj attı. Ben de esas sana kızgınım bi ütü yüzünden bana surat astın dedim. Bu da ne yazsa beğenirsiniz? "Asarım, haklıyım da." Baaak baaak olaya bak şimdiiii ben ütü yapmayı unutamam çünküü ben insan değilim dimiii. Robot gibi evin işlerini yapmalıyım, ütü, çamaşır, bulaşık, temizlik hepsini hemen halletmeliyim. O bişey istediğinde hemen hazır asker gibi "Al hayatım" demeliyim. Bu mesajı görünce zaten benim şalterler attı, hemen çaktım cevabı "Burda senin babanın uşağı yok, madem çok önemliydi ütü kendin yapsaydın". Ama nasıl sinirliyim, resmen sinirden başım ağrıdı o derece. Bu da hemen lafa bak utan kendinden filan yazmış. Ben de dedim bi ütü yapmadım diye surat sallayan sensin, ki ben unuttum dediğim halde. Hem akşam hatırlatmıyosun, hem kendin yapmıyosun bi de surat salladım haklıyım diyosun. Esas sen utan" yazdım ve yolladım. Bu ısrarla kendi haklıymış gibi mesaj atmaya devam ediyo. "Senden bişey istemem artık." "Şurda bi pantolonu ütülemen problem oldu.  Sabah aynı saatte kalktık ben duş aldım sen iki saat makyaj yaptın yemek yaptın. Beni düşünen kadın sosisini kızartmaz erkeğinin işini görür. Ben daha başka bişey demiyorum". Allahını seven üstüme ütü atsın. Tutmayın beni adamı kesecem. Bunları yazarken bile bütün cinlerim tepeme çıktı. Ben de "Sana yuh diyorum başka da bişey demiyorum. Nankör." yazdım yolladım. Bu hemen "mağdurum da mağdurum" ayaklarına yatıp "Bundan sonra kendi işimi kendim yaparım, zaten istediğin buydu" yazmış. Kendi işini kendi yapacakmışmış. Ulan pazar sabahı mutfakta kahvaltı ederken tezgahta duran şekeri kalkıp almak zor geldiği için çayı şekersiz içen sen değil miydin? Bulaşık makinesinin deterjanını koymadan çalıştıran da sendin yanlış hatırlamıyosam? Bi de kendi işimi kendim yapıcam diyo sevsinler. Adam benim sosis kızartmama takmış. Ulan dua et o sinirle kalkıp senin sosisini kızartmadım. "İki saat makyaj yaptın." dediği de 10, bilemedin 12 dakika sürdü ha. Mesajlaşarak kavgamız akşama kadar devam etti tabii. Sonra akşam bu beni işten almaya geldi. Aşağıda beklerim seni dedi. İşim 1 saatten önce bitmez buraya gel bekle dedim. İyi böyle dedi, ben de sen bilirsin dedim. Yolda bir iki alakasız konudan bahsetti, ben pas vermedim. Baktı ki benden umut yok sonra o da hiç konuşmadı. Eve gittik, zaten saat 10'a geliyodu. Bu üstünü değiştirip hemen yatmış. ben tabi "iki saat" makyajımı filan sildim. Karnım da nasıl aç ama ölcem yani tansiyonum düştü o derece. Dedim tost filan yapsam buna da mı götürsem. Sonra dedim hiç alttan filan alamam bu kadar lafın üstüne. Adam bana iyi geceler demeden yattı uyudu bi de. Ben de yarım saat sonra gittim yattım. Bütün gece de ne zaman uyansam onun olduğu tarafa götümü döndüm özellikle.

Sabah kalktım, hazırlandım tam benim evden çıkmama yakın bu kalktı. Birbirimize günaydın bile demedik. Bir "ütü" meselesinden buraya geldiğimize inanmak zor...

Silmeden mim'i için iyi konu oldu. Yoksa asla yazmazdım bunu. Doğrusu iyi geldi paylaşmak. Her ne kadar kimse okumasa da...

Yine bana hüsran, bana yine hasret var...

2 kişi bişi demiş:
Off bu blog işi çok sıkıntılı bişeymiş. Daha yeni açtım ama hemen "beni neden kimse izlemeye almıyo yaaa" diye bunalımlara girdim.Tamam, ilk yazımda kimseye beğendirmek zorunda değilim demiş olabilirim ama benim de tatmin edilmesi gereken bi egom var nihayetinde... Çok aceleciyim  biliyorum, 2 günde kim takip etsin zaten beni? Blog aleminde de bi çevrem yok ki herkese haber salayım da beni izlemeye alsınlar... Neyse elbet birileri izler diyip bu konunun üstünde durmayayım dedim. Sonra esas geldik zurnanın zırt dediği yere yani blog un içeriğine... Yav milletin ne güzel ya parası ya da hobisi var, ki her ikisinden de iyi blog malzemesi çıkar. Bende ikisi de olmadığı için afedersiniz çük gibi kaldım, iki gündür havadan sudan yazıyorum paso. Havadan sudan yazı da bi yere kadar anacım kim ne yapsın benim havamı suyumu? Derhal blogumda belli bir alan üzerinde yoğunlaşmalıyım diyerekten seçeneklerimi gözden geçirmeye başladım. 
  1. Fashion Blog: Kot, t-shirt ve spor ayakkabı dışında herhangi bir şey giymeyi eziyet olarak gören bir zat-ı muhterem olarak bu dünyada moda ile en alakasız insan evladının ben olduğumu düşündüm bu seçeneği derhal eledim (Ha bu arada Dolce&Gabanna, Donna Karan filan giyecek param olmadığını da eklemek  isterim. Moda blogunda LC Waikiki'deki t-shirt'leri tanıtacak halim yok).
  2. Aşk Hayatı: Sekiz yıldır birlikte olduğum, iki yıldır da nişanlı olduğum, hatta ve hatta yaklaşık 1 ay sonra evlenecek olduğum adamla ilgili ne anlatabilirim bilmiyorum. Zaten insanlara tanıştırırken artık "sevgilim" ya da "erkek arkadaşım"  yerine "nişanlım" demeye başladığınız an konu kapanıyo... Ama bir ay sonra evlenecek olduğumu düşünerekten aklıma başka bir fikir daha geldi ki o da madde 3'te yerini almakta:
  3. Düğün Hazırlıkları Blog'u: Düğünüme 1 ay kalması, ve bütün ihtiyaçlarımı halletmem dolayısıyla okurlarla paylaşacak bir şeyim kalmadığını farketmem çok da zamanımı almadı ve dolayısıyla bu seçenek de elenmiş oldu.
  4. Bahçe İşleri Blog'u: Bahçe işi mi? Apartmanda oturuyom lan ben.
  5. El işi Blog'u: Elimden gelmeyen el işlerini anlatacak olursam bayaa bi konu çıkar aslında.
  6. Evcil Hayvan Blog'u: Bir sene öncesine kadar iki köpeğimin melek olmasından sonra onların yerine yenisini koyamadım. Zaten apartmanda oturduğum için bu mümkün görünmüyor. Daha sonra ise bana can yoldaşı olsun diye aldığım mubişimi de öğrenci evinde kaldığım sürede evin soğuk olması ve zavallının ben okuldayken canının sıkılması nedeniyle anneciğime emanet ettim. Annem her ne kadar "Ben biliyodum bu kuşun benim başıma kalacağını" diye atarlansa da şimdi ikisini ayırabilene aşk olsun... Beraber yemek yiyip beraber uyuyolar yahu... Kuş da elden gidince üzerine paylaşım yapacak bir evcil hayvan da kalmadı tabi...
  7. Yemek Tarifleri Blog'u: Veee işte ben buna olabilir derimmm! Tamam, sürekli yemek yapmıyor olabilirim. Tatlı ve hamur işini ise hiç yapmıyor olabilirim ama bu yapmayacağım anlamına gelmiyor. Şimdilik sulu yemekler, pilav ve makarna, salata tarifleri vs. ile başlarım; yeni tarifler buldukça dener fotoğraf ve tarifler ile birlikte blog'a eklerim. Evet evet sevdim bu fikri :)
Eveeet anlaşılan o iki bana en uygun blog şöyle bol resimli, lezzetli bir yemek tarifi blog'u. Sürekli yemek tarifi paylaşmasam da ona ağırlık veririm en azından. Siz ne dersiniz çok sevgili olmayan takipçilerim? Ben neden bir Törkiş Julie Powell (bkz. Julie&Julia) olmayayım ayol? Zaten geçen sene blog açma ilhamını da bana veren o olmuştu.

Eee o zaman ne diyelim, şimdiden Bon Appetit !

10 Things I Hate About You

0 kişi bişi demiş:

  1. Tembelsin
  2. Üşengeçsin
  3. Nankörsün
  4. Hesabını kitabını bilmiyosun
  5. Pimpiriksin
  6. Her boka maydanozsun
  7. Sürekli Xbox oynuyosun
  8. Bencilsin
  9. Hatanı asla kabul etmezsin
  10. Çok yüzeyselsin

Bütün bunlara rağmen ben neden hala seninleyim? Çünkü seni seviyorum dümbük.

13 Mayıs 2012 Pazar

HER SEY ICIN TESEKKURLER ANNEM

0 kişi bişi demiş:
Haftasonunun ve yaptığım alışverişin heyecanına kapılarak bugünün anlam ve önemini es geçtim. Bugün anneler günü... Her ne kadar annem bilgisayardan çok da anlamasa da, bu blogumu asla görmeyecek olsa da yine de yazmak istedim.  Başta canım annem olmak üzere tüm annelerin ve anne adaylarının anneler gününü kutluyorum.

Sana ne kadar teşekkür etsem az, iyi ki benim annemsin.  Seni seviyorum annecim...



Güzel bir haftasonunun ardından...

2 kişi bişi demiş:
Haftasonlarını herkes gibi ben de çok seviyorum... Hatta Cumartesi günleri ile aramda özel bir bağ olduğunu bile düşünmeye başladım. Cumartesi gelene kadar onu çok özlüyorum, bütün hafta hep onu düşünüyorum. Sanırım Cumartesi günlerine aşığım. Tabii her hafta büyük heyecanla beklediğim Cumartesi aynı "bad boy" aşk'ım tadında... Bütün hafta beni kendisine hasret bırakıp kısacık bi süreliğine geliyo ve ben daha ona doyamadan bitiyo :( Haftasonu yine ışık hızında geçti gitti :( Dün ablamlarla birlikte annem ve babamı ziyarete gittik. Oldukça eğlenceli geçti günümüz. Bugün de sevgilim geldi, birlikte gezdik tozduk, ben Mavi Jeans'e gidip alışveriş yaptım dayanamayıp :) Skinny jean'lerdeki %30 indirimden faydalanıp 2 hafta önce bi jean almıştım kendime, hazır bulmuşum fırsatı bugün de hem bir jean daha aldım hem de 2 tane t-shirt aldım. 



                     
                       Bugün Mavi'den aldığım Skinny jean. Yaklaşık 70 TL'ye mal oldu. Gayet uygun :)

Bunlar da cici t-shirt'lerim. Bu t-shirt'lerde de %30 indirim vardı. Anacım zaten normal fiyatı 50 tl imiş. Ben de etiketine bakmdan ne de olsa indirim var diye aldım. O kadar da ucuza gelmediler yani, normal fiyata almış gibi bişey oldum :) Neyse en azından içime sindiler diyebilirim :)


Bu arada konudan konuya atladığımın farkındayım ama çok sevgili dostum İrem (ki kendisi bu blog'u açmamda ilham kaynağı olmuştur:) ) için iki blog banner'ı tasarladım. Onun için yaptığım bannerları buraya koyup beğenisine sunuyorum :)




Aceleye geldiği için şu an iki tane yapabildim ancak canım, umarım beğenirsin.

PS: Blog'ta orijinal boyutu ile görünmeyecektir, ben sana mail ile de yollarım canım :)

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Sabah sabah rüyanda mı gördün blog'u?

2 kişi bişi demiş:
Bundan 1 yıl önce Julie&Julia filminden özenip kendime bi blog sayfası açmış, hiç bi paylaşım yapmamıştım. Çünkü blog'u açınca kendimi orman çocuğu Mowgli gibi hissettim. Blog sayfasına boş boş bakıyorum, içimden de "Eee ne olacak şimdi yani ne yapılıyo ki bu blogla?" diyorum. Millete bakıyorum anam maşallah sanki para bastırıp grafik tasarımcılara yaptırmışlar sayfayı. Bi de kendi sayfama bakıyorum. Blog için mevcut keko arka planlardan birini seçmiş koymuşum. Aynı kezban sayfası gibi olmuş. Zaten yazı tipi filan da değiştirmemişim, bildiğin default ayarlar duruyo. Neyse dedim bu kadar yüzeysel olmayayım, önemli olan içeriği. Hadi bakalım bismillah diyip yazı yazayım dedim. Bana bildiğin bi haller oldu. Lisede bütün kompozisyon sınavlarından 100 alan, üniversite 1. sınıfta edebiyat hocası aklınızdan bir hikaye uydurun gelin dediğinde 2 sayfa betimlemeli, tamlamalı falan hikayeler yazan ben böyle far görmüş ren geyiği gibi kaldım... Aklıma yazacak bi'şey gelmiyo... Hayatımı yazayım diyorum, sonra "Salak, Lady Diana mısın da hayatını yazcan, kim ne yapsın hem senin hayatını ?" diyorum. Gezip gördüğüm yerleri yazayım desem, anacım okuldan, işten güçten, tezden, seminerden gezmeye zaman mı kalıyo? Zaten bi haftasonlarım var, onları da camış gibi evde yatarak değerlendiriyorum. Hayır böyle çok param da yok ki her gün alışverişe çıkayım, Carrie Bradshaw gibi Manolo Blahnik ayakkabılarıma olan aşkımı anlatayım... Ben anca "Bu topuklu ayakkabıları da kim çıkardıysa mezarında dönüm dönüm dönsün pezevenk!" diye beddua ederim. Samantha Jones gibi hoppidi hoppidi o adamın kucağından bu adamın kucağına da atlamıyorum ki çalkantılı ve skandallarla dolu aşk hayatımı anlatayım... Gayet düzenli, 25 yıllık evli çiftler modunda giden bi ilişkim var. Kavgalarımızı filan yazayım bari diyorum, yahu biz de ne zamandır böyle dramatik "böhühüühü bitti her şey, ayrılıyorum senden arama beni bi daha"lı kavgalar da etmiyoruz ki... Başkalarının bloglarına bakıyorum, baktıkça hırs yapıyorum ne güzel yazmışlar lan, benim neyim eksik diyorum. Başkalarını görünce de bu arada kendi hayatıma küfrediyorum ne kadar monoton diye. Öyle ya da böyle bi yerden başlamak lazım diyip erkeklerle ilgili genel bi yazı yazayım dedim. Bütün erkekleri yine bilinen kalıplar içine sokup "bütün erkekler şöyle, böyle" diye başladım yazmaya. Yazıyorum ama yazarken de "Sofistike cümleler kurayım da beni ordinaryus sansınlar" gibi bir kasıntı içine girdim. Yazıyorum, sonra yazdığımı okuyorum, ayyy yok olmadı bu diyorum silip daha iyisini yazmaya çalışıyorum... Hayır sanki bi de milyon tane sevgilim oldu, bu konuda çok tecrübeliyim gibi yazdıkça yazıyorum. Altı üstü lisede bi kişiyle çıkmışım, sonra üniversite 1. sınıfta hayatımın aşkını bulmuşum ve 8 yıldır onunlayım... Ama yazdıklarım da hep klişe zaten... Kadınların erkekler hakkında temel olarak düşünüp söyledikleri şeyler. Çok orijinal oldu yani anlayacağın. Ha bi erkekler hakkında o kadar çok şey biliyomuşum gibi part'lar halinde yazmaya karar vermişim, o derece. Part I'de saçmalayıp "hadi bakalım devamı Part II'de gelecek beni bekleyin anacığım baaaayy" modunda yazıyı bitirmişim. Sonra artık yazdığım yazının saçmalığının farkına mı vardım bilmiyorum da yayınlamadan bırakmışım. Yahu ne zor işmiş yani gerçekten blog yazan insanları takdir ettim.

İşte 1 yıl sonra yine burdayım, yine bir blog macerasına daha başladım... Neden diyeceksiniz (diyosunuz demi?), çok sevdiğim bi arkadaşım blog sayfası açtı kendine. Kendisi tam bi kitapkurdu... Okuduğu kitaplar, izlediği filmlerle ilgili filan yazılar yazıyo. Tabi ben onun kadar okumadığım için böyle bi blog açmadım. Aman yaaaaee aç işte bi blog yazarsın bişiler dedim... İlk yazımı da bununla ilgili yazayım, gerisine bakarız dedim. Bu sefer daha hevesliyim. Kimseye bi'şey beğendirme derdinde de değilim. Konuşur gibi yazıyorum işte...
 

Buffy de vampir sayılır Copyright © 2012 Design by Ipietoon Blogger Template