27 Ağustos 2012 Pazartesi

Gece Nöbeti - Tess Gerritsen

5 kişi bişi demiş:
Bir Tess Gerritsen romanı değerlendirmesiyle daha karşındayım sevgili blog :)


Bugün değerlendireceğim kitap başlıkta da gördüğünüz üzere "Gece Nöbeti". Yıl olmuş 2012, hala Tess Gerritsen'ı duymayan, okumayan var mı bilmiyorum ama kendisi bana göre tıbbi gerilim romanlarının kraliçesidir... Tabii bunda ablamızın esas mesleğinin doktorluk olmasının da payı büyük çünkü anlatımları o kadar ayrıntılı ki, gerçekten kitabı okurken kendinizi birden bire olayı yaşarken buluyorsunuz.

Nedense Tess Gerritsen romanı okuduktan sonra başka romanlar okurken bir türlü o romana kendimi veremiyorum. Onun romanlarının yarattığı heyecan ve merak duygusunu ne yazık ki bende yaratabilen tek kitap Açlık Oyunları serisi oldu... Büyük umutlarla aldığım "Sherlock Holmes" serisinin ilk kitabı yaklaşık 50 gündür okunmayı bekleye dursun, o kitaba başladığımdan beri araya 3 tane kitabı sokup bitirmiş ve bunun yanı sıra Sineklerin Tanrısı'na da başlamış bulunuyorum. Sherlock ve Sineklerin Tanrısı ile ilgili yorum yapmayacağım, zira kısmet olur da (bir gün) bitirebilirsem adam akıllı yorumlarımı o zaman yapmak istiyorum.

Gelelim "Gece Nöbeti" ne... Öncelikle orijinal ismi "Life Support" olan bu kitabı hangi akla hizmet "Gece Nöbeti" olarak Türkçeye çevirmişler anlamış değilim. Herhalde romanın baş kahramanı acil hekimi Toby hanım kızımızın gece vardiyasında çalışmasından dolayı bu ismi uygun görmüşler. Tess kızımızın kitaplarının tipik özelliği olan "Daha ilk 2 sayfada insanda n'oluyo lan etkisi bırakma" özelliği bu kitapta da mevcut. Dolayısıyla okumaya başladığınızda bir türlü elinizden bırakmak istemiyorsunuz. "Bi bölüm daha, bi bölüm daha" derken kitap hemencik bitiveriyo. Ben resmen kitabın bitmesini istemedim ve erteleye erteleye okudum. Ancak gel gör ki kitabın sonuna doğru tatsız mı tatsız bir sürprizle karşılaştım.


Bu kitabı ben Açlık Oyunları serisi ile birlikte Nisan ayında www.kitapyurdu.com sitesinden almıştım. O zamandan bu yana okumak yeni kısmet olduğu için tabi bu kötü sürprizle karşılaşmam bayaa geç oldu. Bir gece yine oturmuşum kitabın başına deli dana gibi okuyorum, dedim ertele ertele nereye kadar, bunu bitireyim de şu Şerlok'u, Sineklerin Tanrısı'nı filan da bitireyim artık. Neyse efenim okudum okudum, geldim son 10-15 sayfaya. Tam bütün düğüm çözülüyor, kitap bitiyor derken bir de ne göreyim? Kitabın 461. sayfasının (dolayısıyla arkadaki 462. sayfasının) ortasında koskocaman bir delik! Delik dediğime bakmayın, koca sayfanın ortası bildiğin "yok"! Kenarda kalan cümle kırıntılarını okuyup anlamaya çalışıyorum ama yok ı-ıh, hiç bişey okunmuyor. Allaaam beni bir ateş bastı menapozlu gacılar gibi şıp şıp terliyorum, dişlerimi sıkıyorum, içimden bildiğim bütün küfürleri saydırıyorum filan... Gecenin 2'sinde kitapyurdu'na mail attım mağduriyetim giderilsin diye. Onlar da sağolsunlar bugün geri dönüş yapmışlar. Kitabı "faturası" ile birlikte karşı ödemeli olarak yollayın diyolar. İyi diyolar, güzel diyolar da teee Nisan ayında aldğım kitabın faturası mı kaldı be kitapyurdu? Yani var ya bütün kitap keyfimin içine sıçıldı o gece. Zaten yapı gereği çabuk sinirlenen bir insanım, valla bütün cinlerim tepeme çıktı.
:(


Son kitap alışverişimi D&R'ın internet sitesinden yaptım ki, sanırım iyi bir tercih oldu. Zira D&R'da 25 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo bedava! Zaten bir insanın D&R'dan 25 TL'nin altında alışveriş yapmasının imkanı olmadığı için, siz ona her türlü kargo bedava gözü ile bakabilirsiniz. Tamam, kitapyurdu kadar hızlı yollamıyorlar ama en azından hiç bir zaman kargo ödemeyeceğimi düşünürsek alışverişler oldukça karlı oluyor. Zaten fiyatlar bakımından ikisi arasında çok fark yok, hatta bazı kitaplarda D&R'ın fiyatları daha bile uygun. Dolayısıyla bendeniz gibi çalışan ve alışverişe çıkmak için çok fazla vakti olmayan, ve kocasını zorla D&R'a sokmak zorunda olan bayanlar için burdan alışveriş yapmak daha kolay olabilir. Aynı zamanda D&R'ın intenet sitesinde "kapıda ödeme" seçeneğinin olduğunu da belirtmek isterim ki, kitapyurdu.com'da yalnızca 200 TL ve üzeri (oha amk) alışverişlerinizde bu seçenek var. Bu da internetten kredi kartıyla alışveriş yapmak istemeyen arkadaşlar için güzel bir seçenek.

Neyse efendim, uzun lafın kısası, gerilim romanları okumayı sevenler için Tess Gerritsen biçilmiş kaftan. Gece Nöbeti'ni de yine soluksuz okudum. Kitaba puanım 10 üzerinden 10.

Sevgiler,

K.D.

23 Ağustos 2012 Perşembe

There is no such thing...

1 kişi bişi demiş:
Tam da dün aldığım 4 kitap için "Almasa mıydım acaba yeaa?" diye düşünürken;



Katılmamak mümkün mü?

K.D.

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Okunmayı bekleyen kitaplar

3 kişi bişi demiş:
Vertigosu geçen bendenizden kocaman bir merhaba sevgili blog :)

Bugün okulda vertigo atağım kötü yakaladı beni. İki tane de sınav görevim vardı, zar zor yaptım gözetmenliğimi az kalsın olduğum yere yığılacaktım. Neyse ki sevgili kocam bana çok güzel baktığı için eve gelince hemencik iyileştim :)

Bugün takip ettiğim bloglarda "okunmayı bekleyen kitapları paylaşma" çılgınlığı yaşandığını görünce bendeniz durur muyum efenim? Görenden göt, domalandan büzük isteyen özenti bir kişiliğe sahip olduğumdan hemen kitaplığımı kontrol edip ben de okunmayı bekleyen zavallı kitaplarıma şöyle bi göz gezdirdim. Çok da fazla bekleyen yok aslında, bugün internetten sipariş ettiğim 4 kitabı saymazsak tabi :)

Okunmayı bekleyen kitap listesi konusunda çok sevgili arkadaşım İrem'in üstüne tanımıyorum tabii :) Kendisi (üzülerek değil) sevinerek belirtmeliyim ki tam bir kitap bağımlısı. Sağolsun beni de iyi kamçılıyo kitap konusunda. O yüzden ona yine kocaman bir tişikkür ediyorum burdan :)

Gel gelelim benim listeme, dediğim gibi çok da uzun bir liste değil aslına bakarsanız.

Yukarıdan aşağıya listem;

  1. Tutankamon Olayı - Christian Jacq
  2. Erkekler Marstan, Kadınlar Venüsten - John Gray
  3. Gen Savaşları - James Shreeve
  4. Darwin ve Sonrası - Stephen Jay Gould
  5. Şeytanın Papazı - Richard Dawkins
  6. Tanrı Yanılgısı - Richard Dawkins
  7. Kör Saatçi - Richard Dawkins
  8. Küçük Mucizeler Dükkanı - Debbie Macomber
  9. Uçurtma Avcısı - Khaled Hosseini
  10. Sherlock Holmes Akıl Oyunlarının Gölgesinde -  Sir Arthur Conan Doyle
  11. Sherlock Holmes Suç Detayda Saklıdır -  Sir Arthur Conan Doyle
  12. Sherlock Holmes Şüphe Asla Uyumaz -  Sir Arthur Conan Doyle

Gördüğünüz gibi listemde Richard Dawkins kitapları oldukça göze çarpıyor. Eh, bugüne bugün bir biyolog olarak bu tarz kitaplar da ilgimi çekiyor haliyle... 

Tabii liste tamamen rastgele sıralandı. Okumak istediğim sıraya göre filan koymadım. Zaten bugün 4 tane Tess Gerritsen kitabı siparişi verdim, onlar gelsin önce onları okurum :) 

Küçük Mucizeler Dükkanı'nı da hiç merak etmiyorum açıkçası. Böyle Polyannacılık oynayan karakterlerin olduğu, insanlara "umut, sevgi, barış, everything is going to be ok, lay lay loommm" havası veren kitap, film vb. şeyleri hiç sevmem oldum olası.  Ha diceksiniz ki madem öyle niye aldın kitabı, mal mısın? Yok değilim de ucuz diye almıştım... Belki ilerde takipçi sayım artarsa bi çekiliş yapar ve o kitabı birine hediye ederim kim bilir? :)



K.D.

Allah belanı versin vertigo

0 kişi bişi demiş:
Bugün 2 haftalık tatilden sonraki ilk iş günüm olması nedeniyle çarşamba çarşamba "pazartesi sendromu" yaşadığım yetmiyormuş gibi bi de vertigom tuttu.


İçmeden sarhoş olmuş gibiyim; dünyam dönüyo, midem bulanıyo...

İzin alıp da gidemiyorum da çünkü öğleden sonra sınavlar var...

Dua edin de en azından eve gidene kadar iyi olayım :(

K.D.

21 Ağustos 2012 Salı

İkiz Bedenler - Tess Gerritsen

0 kişi bişi demiş:
Bugün ikinci entry mi bir kitap değerlendirmesi için giriyorum. Bitireli biraz oldu ama daha anca yazıyorum. Bunun üzerine iki tane daha kitap okumaya çoktan başladım bile.

                                        

Efendim bilen bilir polisiye gerilim romanlarını çok severim. Bu alandaki favorim de Tess Gerritsen. "Cerrah" kitabı ile tanıştığım bu hatunun kitaplarına bir bir aşık oluyorum desem yeridir. İçlerinde tabi 1-2 tane beğenmediğim de var ama tabi istisnalar kaideyi bozmaz. İkiz Bedenler isimli kitap dedektif Jane Rizzoli ve doktor Maura Isles isimli iki karakteri konu alan serinin 4. kitabı (ilk 3 kitap: Cerrah, Çırak, Günahkar). Seriyi okuyanlar zaten ne kadar sürükleyici ve heyecanlı kitaplar olduğunu bilirler. Bu seri içinde Günahkar'ı diğerlerine nazaran daha az sevmiştim ama İkiz Bedenler gerçekten beni benden aldı. Olay örgüsü yine o kadar sürükleyici ve bağlayıcıydı ki bazen gözüm yaşarana kadar kitabı elimden bırakamadım. Serinin ilk 3 kitabını okumayanlar tabi ki zort diye bu kitabı alıp okumasınlar. Ama tabii okuduysanız seriye devam etmeniz şiddetle tavsiye edilir. Şu anda okuduğum iki kitaptan birisi de yine Tess'in bir romanı olan "Gece Nöbeti". Bu kitapta yine muhteşem bir kurguyla başladı ve yine "Ay n'olcak acaba yaaa" nidaları eşliğinde okumaya devam ediyorum. Bittiğinde onun da kritiğini yapmayı planlıyorum. 


Bugünlük paydos diyorum gençler. Yarın malum iş başı :/ böhühühühü :((

Edit: Kitap değerlendirdik güya, notumu yazmamışım. 10 üzerinden 10 arkadaş müthiş kitap.

Bitmez çilem derdo yar

0 kişi bişi demiş:
Nasıl sıkkınım anlatamam sana sevgili blog...

Canım hiç bişey yapmak istemiyo...

Hatta buraya bile yazmak istemiyo...

Neden böyle diye düşündüm taşındım, sorunun iznimin bugün son günü olmasından ayrıca yaz mevsiminin sonuna yaklaşmamızdan kaynaklandığı kanaatine vardım...

Her güzel şeyin bir sonu var derler ya öyle işte...

İşe gitmek istemiyorum...

Samimiyetsiz iş "arkadaşları"m ile aynı ortama dönmek istemiyorum...

Hocamın bitmek bilmeyen istekleri ile uğraşmak istemiyorum...

Yeterlilik sınavıma çalışmak istemiyorum...

Evde kocamla oturup göt büyütmek istiyorum.

Xbox oynayıp kitap okumak istiyorum.

Kızgın kumlardan serin sulara atlamak istiyorum.

Bu rüyadan uyanmak istemiyorum.

:(

K.D.


19 Ağustos 2012 Pazar

İyi Bayramlar!

1 kişi bişi demiş:

                          

Hepinize sevdiklerinizle geçireceğiniz mutlu, güzel bir bayram diliyorum...

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Planlarım suya düştü, ben düşemedim.

1 kişi bişi demiş:
Dün akşam başlayan reglin verdiği korkunç sancıyla Arveles'leri bir bir mideye indiren bendenizden sıkıntılı bir merhaba sevgili blog.


Anladım ki Tanrı benim denize girip şıpır şıpır su sıçratmamı, foşur foşur yüzmemi, plajda kukumun üzerine kitap koyup Instagram'la fotoğrafını çekip Twitter'dan millete hava atmamı filan istemiyo. Bunun yerine benim iznim boyunca evde oturup, yiyip içip göt büyütmemi istiyo :( "Bi insan bu kadar mı bahtsız olur yaa?" dedirtecek bir serüvenle karşındayım bugün çok sevgili okuyucu.

Ne güzel planlar yapmıştık biz eşimle, bugün yazlığa gidip kızgın kumlardan serin sulara atlayacaktık :( Ama n'oldu? Elinin körü oldu işte. Lanet olası reglim bula bula yazlığa gideceğim günü buldu. 2010'da yaşadığım kabus geri döndü. 2010'da ne mi oldu? Hemen bi flashback yapalım sevgili blog, yapalım ki insanlar bahtsız bedevi nasıl olurmuş görsün. Sene 2010... Aylardan yine bir Ağustos... Hocadan zar zor 1 hafta izin alıp ablamla yazlığa gitmiştim o zaman. İlk 2 gün zaten 3 katlı yazlığı temizlemekle geçti. Tam temizlik bitti, ertesi gün denize gideceğiz, gecenin bi yarısı karnımın ağrısıyla uyandım. Aklıma hemen kötü kötü şeyler gelse de "Yok yeaa bu zamana kadar erken mi geldi ki, kesin karnımı üşüttüm" diye saf saf düşünerekten tuvalete gittim. Gittim ama gitmez olaydım. Olanları dank etmemle bir gecenin bi körü hönküre hönküre ağlamaya başlamam bir oldu. Benim her ay hiç aksatmadan geciken reglim bir ilke imza atıp 2 hafta erken gelerek 1 haftalık yaz tatlimin (çok afedersiniz ama) amına koymuştu. Boşuna dememişler tarih tekerrürden ibarettir diye... Ulan daha evleneli 2 ay olmadı, balayından sonra bi tatile çıkalım dedik. Ben deneyimi halledeyim de yazlığa gidip bi serinleyek dedik, şu başıma gelene bak. Resmen yumurtalıklarım benimle taşşak geçiyo. Ellerinde takvim, benim izne ayrılacağım zamanı hesaplayıp "kan kusuyolar" :( Hatta yumurtalıklarımın içerden bana kıs kıs gülüp aralarında şu şekilde konuştuklarına da eminim:

 "Ohhh canımıza değsin, deniz meniz yok sana, kır dizini otur evinde. Bi çikolata daha ye bakalımm. Bu çikolatalar seni şimdilik rahatlatabilir ama ilerde hepsi sana bıngıl bıngıl yağ olarak geri dönecek nıhahahaha"

Ne yapalım, kaderde varsa düzülmek, neye yarar üzülmek... Gideyim de bi papatya çayı içeyim bari.

K.D.


7 Ağustos 2012 Salı

Salı günü yaşanan Pazartesi sendromu

1 kişi bişi demiş:
Yıllık izinde olmasına rağmen okula gelip deney yürütmek zorunda olan, bu sebepten de sabahın köründe uyanmış olan bendenizden kucak dolusu merhaba blogcum.

Bu bana yapılan eziyet değildir de nedir?? Hocam geçen hafta ortasında yurt dışına kongreye gitti. Bana da giderken güzel bi deney kakaladı sağolsun. Gerçi suç bende, bi fırsat kollayıp da ayın 6'sında izne çıkıcam diyemedim adama. Kaldım şimdi piç gibi afedersiniz geldim okula mal mal deney yapcam diye. Gözlerimin altı resmen BİM torbalarına dönmüş sabah yataktan zar zor kalkmışım bi de okula gelmişim. Hayır bi de deney için gerekli santrifüj bizim laboratuvarda da yok başka bi hocanınkini kullanmam gerek, onların laboratuvarda da kimsecikler yok! Yani sabah sabah kalkıp enayi gibi geldiğimle kaldım :( Halbuki biz eşimle denize gidecektik bugün. Alllaaaaam nolursun şu deney erkenden bitsin de evime gidiyiim : ühühühü :(( Kurumlararası geçişe bi hak kazanayım, ondan sonra beni burda kimse tutamaz anacım. Gider mis gibi öğretmen olurum kafam da rahat olur.

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Kitap ayracım :)

2 kişi bişi demiş:
Herkese tekrar merhaba :)

Bugün ikinci kez yazıyorum blog'uma :)

Malumunuz, yıllık izne ayrıldığım için bayram sonuna kadar evdeyim. Gündüz hava çok sıcak olduğundan dışarı filan çıkamıyoruz, haliyle evde sıkılıyoruz karı koca :) Bugün sıkıntım güzel bir sonuç verdi ve kendime bir kitap ayracı yaptım :) Eşim çalıştığı ilaç firmasından çok güzel bir ahşap ayraç getirmişti bana. Üzerinde metalden ilaç ismi işlemesi vardı. O işleme kopunca onun olduğu kısım boş kaldı. Ben de elimde olan antin kuntin malzemelerle kendime kokoş bir ayraç yaptım :) Ayracın esas malzemesi eski bir sweatshirt'ümün broşu :) İğnesinden söktüğüm broşu japon yapıştırıcısı ile ahşap ayracıma yapıştırdım ve işte karşınızda sonuç:


Umarım beğenirsiniz :)

K.D.


Acayip Sorular Mim'i

3 kişi bişi demiş:
Pazartesi sendromu yaşamadığım bir Pazartesi gününden herkese merhaba :)

Sevgili Biricit'in beni mimlediğini öğrenir öğrenmez hemen yazmaya karar verdim. İlginç sorulardan oluşan bu mimi yanıtlamak oldukça zor olacak gibi görünüyor... Hadi başlayalım :)


  • Çaresi bulunmayan bir hastalığa yakalandınız ve bunun sonucunda yaklaşık 1 yıllık ömrünüzün kaldığını öğrendiniz. Kalan 1 yılınızda ne yapardınız ?
Büyük olasılıkla istifayı basar kalan son 1 yılımı eşim ve ailem ile birlikte geçirirdim. Oraya giderdim buraya giderdim filan demicem ama kesin beygir gibi yemek yerdim.Yok selülit yapar yok kilo yapar filan dinlemeden canımın istediği ne varsa löp löp yutardım :)



  • Fobileriniz , takıntılarınız var mı ? Varsa neler ?
Olmaz olur mu :) Tam adamına geldiniz :)) Yükseklikten korktuğum kadar hiçbişeyden korkmam şu dünyada.                                                                                                                                                                                     Yani o kadar ki, konsolda oyun oynarken atlamalı zıplamalı yerleri bile korkudan zar zor yapıyorum :)) Klostrofobik de sayılırım az buçuk. E bi de sosyal fobik de olabilirim aslında :) İş gereği börtü böcekle iç içe olmama rağmen nedense kelebeklerden de korkuyorum :) Böyle salak salak bi sağa bi sola uçuyolar nereye gidecekleri belli olmuyo ya sinir oluyorum ona. 

Takıntılarıma gelincee :) Ben zaten "control freak" olarak tanımlanabilecek bir insanım. Bişey benim istediğimin dışında gelişirse sinirden çatlarım. Bir de tuvalet kağıdı takıntım var. Tuvalet kağıdının takılış yönü ile ilgili dahası :) Tuvalet kağıdı aşağıda yanlış olarak adlandırılan şekilde takılmış ise işte o zaman mutlaka yönünü değiştiririm :)
  • Bir sabah kalktınız ve dünyada hiç bir insan olmadığını öğrendiniz, ne yapardınız?
"I am Legend" diyosunuz yanii :)) Valla çok iğrenç bişey yaa. Herhalde tüm sevdiklerimin ortadan kaybolduğu dank edince kahrımdan ölürdüm. Ölmezsem de napçam tek başıma yaa mağazalara girer istediğim kıyafetleri alırdım herhalde :)

  • Dünyayı dolaşmak isteseniz hangi ülkeden başlardınız ? Neden ?

Hmm güzel soru... Büyük olasılıkla Mısır'dan başlardım çünkü eski Mısır tarihi oldukça ilgimi çeker. Piramitleri, mumyaları görmek isterdim... Sonra İtalya'ya gitmek isterdim. Eşimle balayı için hep İtalya'ya gitmek istedik ama kısmet olmadı.


  • İtiraf edin prens/prenses e dönüşür diye kaç kurbağa öptünüz ? 
Kurbağalarla işim olmaz, ben prensimi çoktaaan buldum :)



  • En son yaşadığınız küçük düşürücü, unutamadığınız olay ?
İş yerinde "arkadaşım" diye adlandırdığım bir kişi yüzünden hocanın birinden haksız yere azar yediğim gün... Asla unutmam.

  • Asla yanınızdan ayırmadığınız 3 şey ?
Cep telefonum, cüzdanım, küçük makyaj çantam

  • Hayatınızın bir kitap/ film olmasını isteseydiniz hangi kitap/film olmasını isterdiniz ?
Kesinlikle Oz Büyücüsü :)

  • En yakın arkadaşınızın bir uzaylı olduğunu ve sizi ilk denek olarak kendi gezegenine götüreceğini öğrendiniz, ne yapardınız ? 
Ağzına yüzüne sıçardım niye bana uzaylı olduğunu söylemedin diye :) Sonra da giderdim bakalım onların gezegeni nasılmış diye.

  • İsviçreli bilim adamları görünmezlik hapını buldu ve siz bu hapı kullanan ilk kişisiniz. Hapı kullandıktan sonra yapacağınız ilk şey nedir? 
Bu İsviçreli bilim adamlarından korkulur anacım :) Hocaların odalarına girer, gizli saklı ne konuşuyolarmış dinlerdim herhalde :))

  • Kendimizi kötü hissettiğimizde yaptığımız şeyler?
Duygularımı saklayan bir insan değilim o yüzden muhtemelen önce ağlardım :) Eşimle ilgili bişeyden dolayı moralim bozuk ise muhtemelen surat sallar otururdum :)




4 Ağustos 2012 Cumartesi

Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali

5 kişi bişi demiş:
Güzel bir Cumartesi sabahından herkese merhaba!

Bugün itibariyle bayram sonuna kadar olan yıllık iznim başlamış bulunuyor :) Her ne kadar bazı deneyler için önümüzdeki hafta yine okula gitmem gerekse de bunun moralimi bozmasına izin vermiyorum :) Bu güzel Cumartesi sabahında yine bir kitap değerlendirmesi yapmak istedim. Bu aralar blogumu sık sık ziyeret eder oldum. Bu arada bloguma yeni katılan Biricit ve Kitap Perisi ' ne de hoşgeldiniz demeden geçmeyeyim :) Böyle devam ederse kitabı yorumlamaya başlayamayacağım efendim, konuya girme vakti geldi.

Aslında Kürk Mantolu Madonna'yı okuyalı 1 hafta oldu sanırım ne zaman bitirdiğimi hatırlamıyorum. Kitapla ilgili bişeyler yazmak istemiyordum ama dayanamadım diyebilirim. Zaten uzun zamandır çok satanlar listesinde olan kitap eminim ki pek çoğunuz tarafından okunmuştur. Okumayan arkadaşlar için ise diyebileceğim en kısa zamanda alıp bu kitabı okumaları. Çok fazla ayrıntıya girmeden bilgi vermek gerekirse, kitabın iki kısımdan oluştuğunu söyleyebiliriz sanırım. İlk kısımda kitabın baş karakteri ve açıkçası hiç de ilginç biri gibi görünmeyen (kitapta da sık sık vurgulanan) memur Raif Efendi tanıtılıyor. İkinci kısımda ise Raif Efendi'nin 10 yıl öncesine ait başından geçmiş tutkulu bir aşk hikayesi anlatılıyor. Bu kısımda ise Raif Efendi'nin neden hayattan elini eteğini neden çektiğini, neden içine kapandığını anlıyoruz. Çok güzel tutkulu bir aşk hikayesinin anlatıldığı bu kitap hem bir çırpıda bitiyor hem de insanı derinden etkiliyor. 



Çok beğendiğim hatta okuduğum kitaplar içerisinde favorilerim arasına eklediğim bu kitaba notum 10 üzerinden 9. Bir puanı romanın kısa olmasından kırdım, keşke daha uzun olsaymış :)

3 Ağustos 2012 Cuma

Dönüşüm - Franz Kafka

2 kişi bişi demiş:
Merhabalar,

Bugün bir kitap değerlendirmesi yapmak istedim. Uzun zamandır okumak istediğim Franz Kafka'nın Dönüşüm kitabını dün akşam D&R'dan tedarik ettikten sonra bugün bir çırpıda okuyup bitirdim. Kitap klasikler arasında yer aldığından pek çok yayın evine ait farklı basımlarını bulmanız mümkün... Sayfa sayısı yayın evlerine göre değişmekle birlikte sanırım en kalın olanı 100 sayfa civarında. Ben tercihimi İthaki'nin basımından yana kullandım (83 sayfa) ama iyi mi yaptım kötü mü bilemiyorum... Çevirisini çok başarılı bulmadım açıkçası. Daha sade ve anlaşılır bir çeviri yapılabilirmiş diye düşünüyorum. Bazı cümleler o kadar uzatılmış ki 6-7 satır yer kaplamış. Cümlenin sonuna geldiğinizde başını unutmuş oluyosunuz. 

Çeviriyi çok başarılı bulmasam da kitabı çok sevdim. Zaten ilk cümlesi ile beni uzun zaman önce merakta bırakan bu kitap beni hayal kırıklığına uğratmadı. Gregor Samsa'nın bir sabah kendini böceğe dönüşmüş olması ile başlayan kitap aslında toplum içerisinde yabancılaşmayı anlatıyor. Yazar "böceğe dönüşme"yi metafor olarak kullanmış ve gerçeküstü bir kurguyla konuyu ele almış. Açıkçası kitabı okurken kendimi Gregor Samsa'nın yerine koyup bir böceğe dönüşmüş gibi hissettim diyebilirim. Özellikle sonuna doğru kitap içimi acıttı... Beni böyle hayaller alemine daldıran kitapları çok seviyorum, okurken hep "keşke filmi çekilse" diye düşündüm. Sonra IMDB'den baktım ki 1978 yılında kitap filme uyarlanmış (burdan bakabilirsiniz). Bulabilirsem eğer, izlemeyi isterim...


Kitabı çok beğenmiş olsam da herkese hitap etmeyebileceğini düşünüyorum. Ancak ben çok beğendim ve bu kitap için notum 10 üzerinden 8...

2 Ağustos 2012 Perşembe

90'larda çocuktum ben...

0 kişi bişi demiş:
Bundan 2-3 sene öncesine kadar 90'larda çocuk olmak özeldi benim için... Sık sık aklıma çocukken oynadığım oyunlar, sahip olduğum oyuncaklar, basit şeyler için duyduğum heyecanlar gelir, hüzünlenirdim.  Hüzünlenirdim ama, bir yandan da bu kadar güzel bir çocukluğum olduğu için kendimi şanslı sayardım. Yalnız şöyle de bir aptalca hissiyatım vardı; sanki 90'larda çocuk olanlar benim oynadığım oyunları oynamamış, benim heycanlarımı yaşamamışlar gibi gelirdi, e ben de kendimi bu konuda özel hissederdim haliyle... Ama ne zamanki "Facebook" "Twitter" gibi sosyal paylaşım siteleri popülerlikte zirve yaptı, entel gibi, eşsiz gibi görünme çabası da işte o zaman tavan yaptı. Ve işte o zamanda "90larda çocuk olmak, 80'lerde çocuk olmak gibi" sayfalar, paylaşımlar arttı. Bunları görünce anladım ki hiç de özel bir çocukluğum olmamış. Benim gibi milyonlarca insan varmış. Ancak bu kadar insandan kaçı benim gibi hayal kırıklığına uğramıştır bilmiyorum... 
O "taso"larla yalnız ben oynamıştım, bayramlarda "çatapat"ları yalnız ben patlatmıştım, yalnızca ben "ip atlamıştım" sokaklarda... 

Yalnız ben izlemiştim "Sailor Moon"u, "Georgie"yi, "Candy"yi, "Power Rangers"ı, "Goosebumps"ı, "Heidi"yi, "Gelinlikli Savaşçılar"ı, "Huckleberry Finn"i... 



Yalnız ben kalkmıştım haftasonları sabahın köründe... 

Yalnız benim "gameboy"um, "atarim" vardı... 


Annem yalnızca bana demişti "İncirağacından düşersen sakat kalırsın." diye... 

"Haydut Haytazot", "Oz Büyücüsü" yalnız benim en sevdiğim kitaplarımdı... 


Yalnız ben oyunlardan geri kalmamak için anneme sandviç yaptırıp koştum sokaklara...

Yalnız benim "hatıra defteri"m vardı arkadaşlarımın "Bana kalbin kadar saf ve temiz bu sayfayı ayırdığın için teşekkür ederim." cümleleri ile dolu olan...


Tabii ki bunun gerçek olmayacağını biliyorum... Katlanamadığım belki insanların benim için çok özel olan bu duyguları her yerde, durmadan dile getirip onları sıradanlaştırmasıydı... 

Hele 96 doğumlu veletlerin bile "90lar ne gzeldi dimi yhaa xD" demesi beni benden alıyo işte. Ulan piç kurusu nerden hatırlıyosun 90'ları, zaten sen şuurunu kazanana kadar 2000'li yıllara gelmişiz. Sen kim oluyosun da benim çocukluğumun hazinelerine ortak oluyosun?

Yok arkadaş kabul etmiyorum işte, 90'larda yaşanan en güzel çocukluk benimdi. Ötekileri ne derse desin, sosyal medyada ne paylaşırsa paylaşsın. En güzeli benimkiydi...

K.D.

Hediyeler, hediyeler, hediyeler...

0 kişi bişi demiş:
Bu sıralar bloglarını takip ettiğim arkadaşların bol bol çekilişlerine katılıyorum :) Bunlardan bitanesi de Biricit'in... İnanılmaz güzel hediyeler veriyor!  Buyrun efendim Biricit'in çekilişine:

http://biricitinyeri.blogspot.com/2012/07/biricitin-seker-tadnda-bayram_28.html

Bunlar da Biricit'in cici hediyeleri :)
Bir de blogunu izlemeye yeni başladığım kitap kurdu böjük var ki onun da hediyeleri muhteşem :) Katılmak isterseniz buyrun linki burda:

http://bojukandperik.blogspot.com/2012/07/dayanamadm-ve-ben-de-cekilis-yapmaya.html

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Okumak İstiyorum

2 kişi bişi demiş:
Merhaba,

Bugün okumak isteyip de henüz okuyamadığım kitapların bir listesini yayınlamak istedim. İçlerinden okuduğunuz ve beğendiğiniz, hatta şiddetle tavsiye ettikleriniz var ise onları listemde ön sıralara alabilirim :) Yalnız bu listeyi yaparken hali hazırda 2 kitap birden (Sherlock Holmes: Akıl Oyunlarının Gölgesinde ve Kürk Mantolu Madonna) okuduğumu (vakit buldukça okumaya çalıştığımı desek daha doğru olur) belirtmek isterim. Gelelim listemize;


  1. İkiz Bedenler - Tess Gerritsen: Ya okudum mu okuyamadım mı bi türlü hatırlayamadığım kitabımı meğer okumamışım :) Zaten Tess'in bir kitabını okuyup da unutmak mümkün mü ya benimki de laf :) Neyse iyi oldu bu, elimde okunmamış iki tane Tess Gerritsen kitabı var yuppi :)
  2. Gece Nöbeti - Tess Gerritsen: Bu kitabı da okumaya kıyamıyorum desem yeridir :) Ama tabii ki izne ayrıldığımda büyük bir zevkle okuyacağım :)
  3. Uçurtma Avcısı - Khaled Hosseini: Kitap okumayı seven bütün arkadaşlarımın "Mutlaka oku, harika bi kitap, okurken kesin ağlarsın" diyerek övdüğü kitap... Uzun süredir merak ettiğim bu kitabı daha geçen ay alabildim. Yaz mevsimi olması dolayısıyla acıklı romanlar okumak istemediğimden de henüz okumaya başlamadım.
  4. Sineklerin Tanrısı - William Golding: "Açlık Oyunları" serisinin konusunu ilk duyduğumda aklıma gelen roman Sineklerin Tanrısı oldu... Kitabı okumamış olsam da az çok konusunu bildiğim için Açlık Oyunları serisine ön yargı ile yaklaşmama, "Bu ne yeeaaa çalıntı bu konu" dememe sebep olan kitap... Neyse ki sonradan Açlık Oyunları'nı okuyup gayet de bayıldım orası ayrı... Hem kütüphanemde hem de "okunacaklar" listemde uzun süredir bekleyen bir kitap...
  5. Dönüşüm - Franz Kafka:  "Gregor Samsa, bir sabah sıkıntılı rüyalardan uyandığında kendini tuhaf, devasa bir böcek olarak bulur." Bu cümleyi sağda solda kaç milyon kere duydum bilmiyorum ama her duyduğumda bu kitabı alıp okuma isteğim bir kez daha arttı... Henüz kütüphaneme ekleyemediğim bu kitabı en kısa zamanda ya Kitapyurdundan ya da D&R'dan edinerek okumak istiyorum.
 

Buffy de vampir sayılır Copyright © 2012 Design by Ipietoon Blogger Template