26 Eylül 2012 Çarşamba

Yine kızdım ben

10 kişi bişi demiş:
Ya sırf kitap okumuş olmak için bulduğu her türlü mal mal kitabı okuyan insanlar var, hepsine uyuz oluyom. Tamam oku, okuma demiyom da bi de paylaşıp paylaşıp gözümüze sokuyosun be arkadaşım. Kendine yıllık 100 kitap hedefi koyup her gün 50 sayfalık kitap okuyup paylaşıyon. Yabma bunu, yabma bunu! 

Utanmasan Cin Ali serisini okuyup değerlendireceksin... 

Tövbe tövbe.

Haftasonu nerelerdesin?? :(

0 kişi bişi demiş:
Her sabah böyle uyanıyorum :/


25 Eylül 2012 Salı

Tembelim bu aralar...

4 kişi bişi demiş:
Çok tembelim bu aralar,

Kitap da okumuyorum. Şerlok Holmz ve Sineklerin Tanrısı bokum gibi çıktı. İkisini de yarım bıraktım.

Bir sürü bir sürü şeyler araya girdi. Kitap okumaya ara verdim.

Doktora yeterlilik sınavına gircem...

Onun stresi içindeyim. Konsantre olup çalışamıyorum.


Annemle babam da bizde... Annem bugün katarakt ameliyatı oldu filan...


Neşet Ertaş öldü, 7 tane şehit var. Bok gibi, kıç gibi günler...


Fenalardayım...



K.D.

21 Eylül 2012 Cuma

Yalnızım dostlarım...

2 kişi bişi demiş:
Kocaman evde yapayalnız bir Cuma gecesinden merhaba sevgili okuyucu...

Kayınpederim bugün hastaneden çıktı. Çıkış işlemlerini eşim halletti. İşleri geç bitmiş o yüzden buraya geri dönmedi (şehir dışı olduğu için) annesiyle babasının yanında kalıyor. Hal böyle olunca bana da yalnız bir Cuma akşamı geçirmek kaldı...

Ne yapcam bilmiyom, yemek bile yiyesim gelmiyo yalnız olunca... Kesin sıkıntıdan erkenden yatarım ben.

Bu arada İrlanda'dan dönen arkadaşım siparişim üzerine bana 2 tane magnet getirdi. İkisini de çok beğendim. Hemen koleksiyonumdaki yerlerini aldılar bile. Bakın bakalım siz beğenecek misiniz?

Öyle işte... Büyük Risk'i izliim bari.

Öptüm,

K.D.

19 Eylül 2012 Çarşamba

Kötü günler...

9 kişi bişi demiş:
Yine mutsuz, yine iğrenç günler geçiriyorum sevgili okuyucu...

Sadece dün aldığımız şehit haberleri değil canımı sıkan, ailevi sağlık problemleri yakamızı bırakmak bilmiyor...

Geçen Aralık ayında babam beyin damarlarında meydana gelen tıkanıklık sonucunda felç geçirmişti. Uzunca süre tedavi gördü. Fiziksel açıdan meydana gelen problemlerin (sağ kol ve bacağını kullanamıyordu) yanı sıra psikolojik olarak da çok zarar gördü. Bu yaşına kadar grip olduğunu bile nadir gördüğüm babam birden felç geçirince bunu kaldırmakta çok güçlük çekti. Olay olduktan sonra 2-3 ay boyunca geceleri uyumadı... Uyursa uyanamayacağından korktu. Her ne kadar kol ve bacağındaki uyuşukluk tam olarak iyileşmese de çok şükür kendi işini kendi görebilecek kadar sağlığı yerine geldi.

Bu olaydan tabi ailece çok etkilendik. İnsanın en büyük korkularından birisidir ailesinin başına bir şey gelmesi...

Tam atlattık bu konuyu yavaş yavaş unutuyoruz derken eşimin babasının pazartesi günü hastaneye yatırıldığını öğrendik... Sağ tarafı tamamen uyuşukmuş, tek başına yürüyemiyormuş. Dün eşim apar topar gitti Ege Üniversitesi Hastanesi'ne. Çok şükür benim babam kadar kötü değilmiş durumu. Ama yine de bizi çok korkuttu. Umarım en kısa zamanda sağlığına kavuşur.

Hepinize sağlıklı günler diliyorum,

K.D.

15 Eylül 2012 Cumartesi

Favoriler mim'i

2 kişi bişi demiş:
Güzel bir Cumartesi akşamından hepinize merhabalar!

Sevgili biricit sağolsun hem mim'i mi yanıtlamış, hem de beni mimlemiş :) Hazır yapacak daha iyi bir işim yokken sıcağı sıcağına mim'i yanıtlamak istedim. Hadi başlayalım:

Favori rengin?
Pembe, gri, mor

Favori hayvan? 

Hayvan ayırt etmem hepsini çook severim. Köpek, kedi, kuş, tavşan, kaplumbağa besledim bugüne kadar :) Ama tabi köpeklerin yeri ayrıdır bende. Çok sevdiğim köpeğim Buzi ve Lucky'yi arka arkaya kaybettikten sonra köpek beslemeye tövbe ettim. Hala hatırladıkça ağlarım :(


Favori sayı? 

Favori sayım 6. Neden derseniz hiç bi fikrim yok :)

Favori içecek? 

Su haricinde çay, şalgam suyu ve elma suyu :)

Facebook mu Twitter mı?

Arkadaşlarımın ne bok yediklerini hiiç ama hiç merak etmediğimden iki aydır Facebook'a girmiyorum. Güncel olaylardan haberdar olmak için Twitter oldukça iyi bir tercih. Ama sıkıcı biraz. Eskisi kadar sevmiyorum her ikisini de.

Tutkunuz?

Eşim ;) 


Hediye almak mı, vermek mi?

Valla dürüst olmak gerekirse hediye almayı daha çok seviyorum :)) Ama sevdiğim insanlar için sürprizli hediyeler hazırlamak da çok hoşuma gidiyor.

Favori gün? 

Thank God it's Friday :)) Cuma'yı severim "ertesi"nden ötürü :)
  
Favori çiçek? 
Favori çiçeğim masumiyetin sembolü papatyalar :) Bi de yasemini çok seviyorum, harika kokuyor.



Yanıtlamak isteyen herkes kendini mim'lenmiş saysın :)

Öpüyorum,

K.D.

14 Eylül 2012 Cuma

Koleksiyon mim'i

4 kişi bişi demiş:
Mesai bitiminin ardından, haftasonunun başlangıcı olan güzel bir Cuma akşamından merhaba sevgili okuyucu,

Bugün oturdum düşündüm, kendi kendime dedim ki, artık senin de bir sürü izleyicin var (tam tamına 18 kişi-vuhuuu) artık sen de mim yapabilirsin :) Buzdolabından çikolata almaya gittiğimde ne mim'i yapsam diye kara kara düşünürken birden gözüm kapaktaki magnetlere ilişti. O anda içimden "İşte buu!!" diye haykırdım sevgili okuyucu (komşular rahatsız olmasın diye dışımdan haykırmadım). Dedim ki ben bir koleksiyon post'u ve buna bağlı olarak da bir koleksiyon mim'i hazırlamalıyım!!

Çocukken peçete koleksiyonu yapan bendeniz büyüyünce anahtarlık ve magnet koleksiyonuna yöneldim. Bugünlük sadece magnet koleksiyonumu paylaşıyorum sizlerle, çünkü anahtarlık koleksiyonumun fotoğrafını çekmek kıçıma zor geldi :) Her gittiğim yerden magnet/anahtarlık almaya ba-yı-lı-yo-rum! Burdaki magnetlerden yalnızca New York olanı ben almadım, çünkü henüz gitmek nasip olmadı :/ Bu yaz orda olan çok yakın bir arkadaşım sağolsun hediye olarak getirdi :) Safranbolu'yu da eşim askerden getirdi :) İrlanda'dan yarın dönecek olan arkadaşıma da hemen magnet siparişi verdim tabii ki :) Pazartesi günü gelecek magnetlerimi sabırsızlıkla bekliyorum :) Veeee işte magnet koleksiyonumun ennn değerli parçalarııııı:

Münih, Sacramento, San Francisco, Davis, Reno, Çeşme, Alaçatı, Bodrum, Fethiye ve niceleri... Gittiğim yerlerden aldığım bu ufak hediyeler bana oralarda geçirdiğim güzel zamanları hatırlatıyor... Bir kısmı hediye tabii... Düşünüp alan herkese de çok teşekkür ediyorum :) Tabi sadece yöresel magnet biriktirmiyorum. Beğendiğim bütün magnetleri alıyorum. En sevdiklerim bunlar olduğu için bunları paylaşmak istedim...

Şimdi sıra sizdee.... Peki ya siz koleksiyon yapıyor musunuz, ya da hayatınızın bir döneminde yaptınız mı?

Yapıyorsanız eğer, ne koleksiyonu yapıyorsunuz? Paylaşırsanız sevinirim :)

Mimlediklerim; Asabi BakireI.r.em.c.ebiricitconsungunlugukitap eylemcisi ve koleksiyonu olan herkes :)


Sevgiler,

K.D.


Dip Not: Bu post'u hazırlarken UPS'ten gelen kargo ile hem şaşırdım hem sevindim :) Kitapyurdu'ndan aldığım ve bir sayfası yırtık olan kitabımı anca 2 gün önce kargolayabilmiştim. Sağolsunlar hemen yenisini yollamışlar. Müşteri memnuniyetine verdikleri özenden dolayı kendilerini zaten mail yoluyla tebrik etmiştim ama bir kez de burdan hem tebrik hem de teşekkür ediyorum. Hepinize mutlu bir haftasonu diliyorum...

11 Eylül 2012 Salı

Masumiyetin İçin Savaş - Tess Gerritsen

0 kişi bişi demiş:
Merhaba sevgili okuyucu,

Bugün aslında yeni bir post hazırlamaya hiç niyetim yoktu ancak Martı Yayınevinin Facebook sayfasında bu haberi görünce dayanamadım!

Tess Gerritsen'ın yeni kitabı "Masumiyetin İçin Savaş" 17 Eylül'de satışa çıkıyormuş! Hem de 15 TL gibi uygun bir fiyatla! Benim gibi Tess hayranlarına şimdiden hayırlı olsun diyorum :)


Görsel  burdan alınmıştır.

MASUM OLDUĞU KANITLANANA KADAR O BİR SUÇLUYDU...

MASUMİYETİN İÇİN SAVAŞ - TESS GERRITSEN

Miranda Wood evine geldiğinde, ayrılmak istediği yasak aşkını yatağında ölü bulur. O şimdi insanların gözünde hem tanık hem de şüpheli durumundadır. Kimliği belirsiz bir adam tarafından kefaleti ödendiğinde ise dikkatleri daha da üzerine çeker.

Miranda suçsuzluğunu ispatlamak için çabaladıkça, kendisini karanlık bir bataklığın içinde bulur. Şantaj ve sıra dışı skandallar ortaya çıktıkça gerçeğe daha da yaklaştığını hisseden Miranda,katil tarafından takip edildiğini fark eder. O, katil için büyük bir tehlikedir ve bu tehlikenin ortadan kaldırılması gerekiyordur… 
Masumiyetini kanıtlamak için verdiği mücadelede sevgilisinin hayatına dair öğrendiği sırlar Miranda’nın kurtuluşu 
olabilecek midir? 

“Tess Gerritsen,
kütüphanemden asla eksik etmediğim yazarlardan biri. 
Her kitabıyla beni kendisine hayran bırakıyor.”
Stephen King

“Tess Gerritsen yine harikalar yaratmış. Masumiyet uğruna verilen mücadele ancak bu kadar güzel anlatılabilir.”
Publishers Weekly

“Sırlarla dolu ölüm, gözü dönmüş bir katil ve masum bir kadın... Bu üç temayı bir araya getiren yetenekli yazar, okurlara muhteşem bir roman sunuyor.”
Booklist

“Tess Gerritsen, Masumiyetin İçin Savaş adlı kitabında 
heyecan dolu bir macera ve merak uyandıran bir aşkla karşımıza çıkıyor.”
Romantic Times Book Reviews

362 sayfa - 15 TL

Matbaa'daÇIKIŞ TARİHİ: 17 EYLÜL 2012

10 Eylül 2012 Pazartesi

Siliniş - Tess Gerritsen

4 kişi bişi demiş:

Yine, yeni ve yeniden bir Tess Gerritsen romanı değerlendirmesiyle daha karşındayım sevgili okuyucu...

Resmen bir kaç senedir taktım abi ben bu kadına. Okurken insanı içine sürükleyen enfes kitaplar hep bu hatundan çıkıyor arkadaş. Ben de manyadım iyice, tıbbı gerilimden başka bişey okumaktan zevk almaz oldum, içimdeki seri katil ortaya çıkacak bu gidişle!

Çok seviyorum Jane Rizzoli & Maura Isles 'ın maceralarını. Karakterler, olay örgüsü... Her şey harika bu seriyle ilgili. Geçen kitapta hamileliğinin başında olan Jane artık bu kitapta hamileliğinin sonuna geliyor. Ancak beladan uzak durmak yerine kendini tam da bir rehine krizinin ortasında buluyor... Olayın sıradan bir rehine krizi olmadığı ise sonradan ortaya çıkıyor.Tess Gerritsen bu kitapta zorla fuhuş yaptırılmak üzere genç yaşta yurt dışından Amerika'ya getirilen ve bu nedenle hayatları alt üst olan kızlardan bahsederken insanın da kanını donduruyor...

Kitabı okurken yine "Bu olaylar birbirine nasıl bağlancak yeaaa" diye meraktan ölüyosunuz, ve tabii ki yine kitabı hemencik bitirmek istiyorsunuz. Ama kendine hakim ol sevgili okuyucu, tadını çıkara çıkara oku. Soluğunuzu kesecek romanlar için Tess'ten şaşmayın. Kitaba puanım 10 üzerinden 9. 

Bugünlük benden bu kadar. Sevgiler...

K.D.

Sendromsuz Pazartesi

2 kişi bişi demiş:
Serin mi serin bir Pazartesi sabahından kocaman bir merhaba sevgili blog,

Bugün normalde entry girme gibi bir niyetim yoktu ama sabah blogger panelimi açtığımda bir de ne göreyim, bloglar mahallesinde tanıtımım çıkmış (Ay ünlü oldum ayol!) Geçen hafta üye olmuştum, hemen tanıtım yapmışlar sağolsunlar. Muhtemelen bu tanıtımın etkisiyle olsa gerek, 3 yeni izleyicim daha olmuş :) Hepsine merhaba ve hoşgeldiniz diyorum sağolun, var olun :)

Artık Pazartesi günleri sendrom yaşamıyorum arkadaşlar, resmen pazartesi sendromuna kökten çözüm buldum. "Nasıl ya gardaş, söyle de biz de faydalanalım" diceksiniz, şöyle ki haftasonu amele gibi yatmak yerine hayvan gibi ev işi yapar da dinlenmeye ve rahata alışmazsanız pazartesi günü de sendrom mendrom yaşamıyosunuz. 

%100 çalışıyor!

Bu haftasonu da yine rahat yüzü bana haram oldu sevgili dostlar. Cuma günü akşam bir arkadaşa çaya davetliydik kalktık Aydın'dan İzmir'e 1 saat yol gittik akşam 9 gibi arkadaşlara vardık. Gece 12 buçuğa kadar ordaydık. Eşimin ailesi yakınlarda oturduğu için gece gittik onlarda kaldık. Ertesi günün akşamı eşimin dayısı bizi yemeğe davet ettiği için oraya gittik. Tabii sadece biz yoktuk. Eşimin sülalesinin yarısı ordaydı :) Yengesi çok güzel yemekler yapmış sağolsun hayvan gibi yedik yine. Gece 12'ye kadar yarısı tanımadığım insanlar hakkında olan bir çok konuşmayı dinleyerek ve "Aman gelin de ne ketum ayol, hiç konuşmuyo mal mal oturuyo" demesinler diye muhabbete ortak olmaya çalışarak geçirdim. Sonra o gece bi de Aydın'a döndük tabi, eve geldiğimizde saat 1'di. Koca gece benim bi de midem ağrıdı kimseye bişey de diyemedim sessizce kıvrandım eve gidene kadar. Neyse evde ilaç milaç içtik hallettik bi şekilde. Ertesi gün Pazar, gece eve geç gelmişsin yat uyu demi? Ama yook; o kadar çamaşır yıkanmayı ve ütülenmeyi, halılar süpürülmeyi, yerler silinmeyi beklerken ben nasıl uyurum? Sabah 9'da kalktım. Hayvan gibi ütü yaptım her pazar olduğu gibi. Eşim geç kalktı kahvaltıya taa saaat 12'de oturduk. Tabi o saate kadar benim tansiyon düştü açlıktan. Kahvaltıdan sonra da çingene çadırına dönen buzdolabımızı boşaltıp sildik ve yeniden düzenledik. Falan filan derken şu anda ne kadar salak saçma ve monoton bir haftasonunu sanki çok harikaymış gibi paragraf paragraf yazdığımı farkederek yazımı burda bitiriyorum. Özet geç piç diyenler için haftasonu tatil moduna gir(e)mezseniz hafta başında sendrom yaşamıyosunuz işte... Yazının başında da dedik ya. Neyse gidiyom ben tamam ya.

K.D.

6 Eylül 2012 Perşembe

Başımız sağolsun...

1 kişi bişi demiş:


Yani yazmayayım yazmayayım diyorum ama kendimi tutamıyorum. Bir ülkede hiç bir güne gülerek başlanmaz mı ya? Şehit haberi olmayan tek bir gün olmaz mı ya? Dağdaki orospu çocukları yüzünden kaybettiğimiz vatan evlatlarının acısı daha tazeyken dün Afyon'da askeri kışlada meydana gelen patlamayla sarsıldık... Ağır bilanço bugün netlik kazandı: 

25 ölü...

Anneler babalar kışlanın önünde sabahladılar, oğullarının iyi olduğunu haber alabilmek için... Kimi bir oh çekti, kimi yıkıldı.

Yirmi beş anneye "Oğlun öldü" dediler... 

Yirmi beş babanın ciğerini dağladılar... 

Kiminin karısı, evladı vardı...

Şimdi nasıl diyecekler o çocuklara "Baban öldü." diye? Nasıl açıklayacaklar bu  olayı? "Neden öldü?" diye sorduğunda ne diyecekler?

"Bu tarz kazalar Hindistan'da, Pakistan'da da oluyor; orası cephanelik, normal şeyler bunlar." dedi "bakan"ın biri.

Bakanmış... Seni bakan yapanın...

Gencecik çocuklar bok yoluna gidiyor be adam sen ne kazasından bahsediyorsun?

Ülkenin içine sıçtınız doymadınız be adamlar, gözünüzü kara toprak doyursun!

Allah kimseyi evlat acısıyla sınamasın derler ya; bunları hariç tutuyorum. Tek dileğim böyle moronları evlat acısıyla sınasın, ocaklarına ateş düşsün!

"Vatan sağolsun" mu? dalga mı geçiyorsunuz? Her toprağı karış karış satıldığından uğruna sağ olunacak bir "vatan" kalmadı. Atam'ın kemikleri sızlıyor...

Tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı diliyorum...

Daha başka da söyleyecek bir şey bulamıyorum...

K.D.



"Attention whores"

0 kişi bişi demiş:
Kısa bir aradan sonra tekrar merhaba sevgili blog,

Başlıktan da anlayacağınız gibi bugün bir kitap değerlendirmesi yapmayacağım. Onun yerine yine uyuz olduğum bişeyden bahsedeceğim. "Sen de her boka uyuz oluyosun esas uyuz sensin amk" diye düşünebilirsiniz, saygı duyarım. Ama benden kat be kat uyuzları da varsa işte onlar da "attention whore" lardır. Öncelikle bu söz dizisine aşina olmayanlar için açıklayıcı Türkçe ve İngilizce linkler veriyorum ki, tek tek açıklamak zorunda kalmayayım (Burdan ve burdan ulaşabilirsiniz). 

Efendim, Türkçe'deki tam karşılığı "ilgi orospusu" olan bu söz dizisine uyan kızlar hep benim karşıma çıkıyor sağolsunlar. Gerek günlük hayatta, gerekse sosyal medyada bu kaşarları görmekten yemin ediyorum içim şişti. Facebook'ta Twitter'da yarı çıplak fotoğraf paylaşıp "Offf ck chiRkiNiMMM" yazıp altına gelecek "Olur mu kızım çok güzelsin", "Aaa saçmalama tatlım harikasın", "sevişelim mi?" tarzında yorumları bekleyeni mi ararsın; sevgilisiyle saçma sapan konulardan tartışıp birden filozof kesilen malları mı ararsın; "Hesabımı donduruyorum" diyip bilimum sosyal medyada "Bokunu yiyim gitme" demelerini bekleyeni mi ararsın... Hepsi benim etrafımda amk. 

Bıktım la sizden. Gidecekseniz "Gidiyom ben" demeyin, siktirin gidin amk. Hayatınız da hep göt gibi gelişmeler var zaten, hep kurban sizsiniz, hep başınıza kötü bişey geliyo, hep teselli bekliyosunuz. "Neden bunlar hep beni buluyo kimse beni sevmiyo ühühühü" diye ağlayacağınıza bi aynaya bakın. Belki de tam olarak hak ettiklerinizi yaşıyorsunuzdur.

Bi bitmediniz amk.

K.D.
 

Buffy de vampir sayılır Copyright © 2012 Design by Ipietoon Blogger Template