9 Kasım 2012 Cuma

Arazi olduk :)

3 kişi bişi demiş:
Merhaba çok sevgili okuyucu,

Sabah sabah henüz hoca gelmemişken hemen bi post hazırlayayım dedim.

Çarşamba günü lab.ta oturup bişeyler çalışmaya çalışırken birden bire kendimi arazi çalışmasında buldum. Aslında biraz kendim gönüllü oldum çünkü uzun zamandır araziye gitmiyodum ve o gün hiç de ders çalışma havasında değildim :) Börtü böcük toplamak için teee Muğla'ya gittik. Arazi çalışması planlı olmadığından ben tabi ponponlu çizmelerim ve güzel elbisemle katıldım. Hoca araziye çıkmadan "Geze geze gidin, Akyaka'ya da uğrayın balık yersiniz" dedi :) Biz tabi bunu duyunca sevinçten kudurduk ve hemen yola çıktık.

Zaten ben arabayla yolculuk yapmayı çok severim. Muğla'nın tatil beldelerini de çok severim o yüzden benim için harika bir kombinasyon oldu diyebilirim.

Araziye öğlen çıktığımızdan ve deli gibi aç olduğumuzdan önce yemeğimizi yiyelim dedik ve Akyaka'ya gittik. Azmak'ın kenarında bir balıkçı teknesinde ekmek arası balık yedik bi güzel :) 

Gördüğümüz manzara ise şöyle bişeydi:

Balık yerken izlediğimiz Azmak manzarası ve bize eşlik eden ödeklerden biri :)
Yemeğimizi yedikten sonra Sarıgerme'ye yani esas börtüyü böceği toplayacağımız otele doğru yola çıktık.

Otel sezonu kapatmış bomboştu tabi. Sezon kapalı olunca da bunlar sivrisinek ilaçlamasını bırakmışlar. Abartmıyorum sevgili okuyucu 20'den fazla sinek ısırığı ile geri döndüm. Kollarım, bacaklarım, sırtım, suratım sinek ısırıklarıyla dolu. Hem de bu sinekler sizin bildiğiniz şehirdeki sivrisineklerden de değil. Kazağın, çorabın üzerinden bile ısırdılar bizi. Her bir ısırık eşşek gibi şişti ve ben kaşıntıdan öldüm, hala da ölmeye devam ediyorum.

Neyse efendim börtümüzü böceğimizi toplayıp sinekler tarafından bi güzel ısırıldıktan sonra dedik bu kadar gelmişiz, bi sahile inelim bari. Gittik güzel deniz havasını içimize çektik. dalgalarla oynadık :)

Bu da sahilde çektiğim bir kare:

Sarıgerme'de gün batımı
Uzun lafın kısası çok yorulduk, sineklere yem olduk ama yine de çok eğlendik.

Keşke bütün arazi çalışmaları böyle olsa :)


K.D.

8 Kasım 2012 Perşembe

"Depresyondan Çıkaran Şarkılar" Mim'i

5 kişi bişi demiş:
Günaydın sevgili okuyucu,

Sevgili biricit mim'lemiş beni her zamanki gibi :) Valla biricitçiğim de olmasa bizi mimleyen yok :) Biricitçiğim çook teşekkür ediyorum sana ve beni depresyondan çıkarabilme potansiyeline sahip şarkılarımı paylaşıyorum :)


Tarkan - Hüp

ABD'deyken özellikle "Karma" albümü ile bana yoldaşlık eden sevgili Tarkan'ın ennnn sevilesi , enn oynak, enn kıpır kıpır şarkısı. Bu şarkıyı dinleyen bi insanın depresyondan çıkmama olasılığı Türkiye'de benzine 1 sene boyunca zam gelmeme olasılığı ile aynı bence.


Britney Spears - Break The Ice

Kariyerinin en başarılı albümlerinden biri olan "Blackout"un en güzel şarkısı bence. Kaç yıldır sıkılmadan dinlerim. Bu şarkıyı dinlerken de evde mal mal dans etmeye ba-yı-lı-yo-rum :)


Dolapdere Big Gang - Gimme Hope Joanna

Bizzat canlı izleme fırsatı bulduğum, çaldıkları her şarkıda hayvan gibi göbek attığım Dolapdere Big Gang'in en güzel uyarlamalarından biri.

Veee son olarak;


Mezdeke - Ya El Yelil


Ölüyü bile diriltecek kapasitedeki bu şarkıyı dinlerken içinden göbek atmak gelmiyosa bi insanın, o insandan uzak durun bence.


Beni depresyondan çıkaran şarkılar bunlar. Peki ya sizinkiler?

Mim'lediklerim;

miyav kedicik
İremce
asabi bakire
melek bahar
audrey


Sevgiler,

K.D.

5 Kasım 2012 Pazartesi

Küçük Mucizeler Dükkanı - Debbie Macomber

6 kişi bişi demiş:
İyi akşamlar sevgili okuyucu,

Upuzuuun bir aradan sonra bir kitap değerlendirmesiyle burdayım. Muhtemelen blogumu izleyen tüm arkadaşlarım bu kitabı çoktaaan okumuş, hatta serisini bile bitirmişlerdir. Bana da çok sevdiğim arkadaşım İrem tavsiye etmişti oku diye. Aylar önce kitapyurdu.com'daki indirimden faydalanıp almış, ancak okumaya başlamamıştım. Nedense bu kitabı aldıktan sonra pek bi pişman oldum zaten bu sebepten hiç okuyasım gelmedi. Çünkü ben "Hayat her şeye rağmen çok güzel lay lay loooom" temalı, içinde polyannacılık barındıran ne kitaplardan ne de filmlerden hoşlanırım. 

Büyük bir ön yargı ile kitabı okumaya başladım. Kitabı bi açtım ve neden kitabın 480 sayfa olduğunu anladım. Maşallah kafam kadar puntoyla basmışlar çünkü. O da yetmiyo gibi bi de her bölüm sayfaların tee ortasından başlıyo. Resmen kağıt israfı valla. 

Kitap tahmin ettiğim üzere polyannacılık üzerine kurulu. Farklı hayat tarzları olan kadınların bir örgü dükkanı sayesinde bir araya gelip iyi arkadaşlar olmasını anlatıyo. Aynı zamanda her kadının hayatındaki olumsuzluklar, zorluklar tek tek işlenmiş. Ama sonunda her şey tatlıya bağlanıyo. Bak seeeen. Birileri bu kitabın yazarına bir tokat atıp "Gerçek dünyaya geri dön mal!" diye bağırmalı.

Kitabın dili de o kadar basit ki sanki ilkokul 5'e giden bi çocuğun kompozisyonundan alıntı gibi. Yani o kadarını ben de yazarım kardeşim her eli kalem tutan da yazar oluyo valla.

Bütün olumsuz düşüncelerime rağmen kitabı okurken sıkılmadığımı belirtmeliyim. Kafa yormayacak bir kitap. Kitap okuyamayacak kadar yorgun olduğunuzu düşündüğünüz zamanlarda bile rahatlıkla okuyabilirsiniz. Ama illa alıp okuyun diyeceğim bir kitap değil. Para verip serinin kalan kitaplarını da almayı düşünmüyorum açıkçası. Kitaba puanım 10 üzerinden 5. Bugünlük benden bu kadar. 

Hepinize iyi haftalar.

K.D.

4 Kasım 2012 Pazar

İzledim #1: Ruby Sparks

0 kişi bişi demiş:
Haftanın son gününden merhaba sevgili okuyucu,

Görsel burdan alınmıştır.
Hiç sevmiyorum şu Pazar günlerini çocukluğumdan beri... Tatil olup da bu kadar sevilmeyen başka bir gün daha yoktur herhalde. Planladığım pek çok şeyi bu hafta da yapamadım ne yazık ki... Pazar günü de bişeylerle uğraşmayı hiç sevmiyorum, haftaya yorgun başlamak kadar berbat bişey olamaz çünkü. Sabah zaten 7 buçukta kalktım. Buffy'yi besledim. Çamaşır yıkadım-astım. Eşime mükellef bir kahvaltı hazırladım. Buffy'nin yaşam alanını temizledim ve şu an ceset gibiyim. Güya yeterlilik çalışacaktım peeeh yalan oldu tabii.

Bugün bir film değerlendirmesi yapmaya karar verdim. Dün akşam ablamların ziyaretinden sonra eşimle ne yapsak diye düşünürken hadi dedik bari Acun'u izleyeceğimize açalım da bi film izleyelim. Film tercihini eşim yaptı. Konusunun ne olduğunu hiç bilmeden izlemeye başladık filmi. İyi ki de izlemişiz. Filmin "büyülü" bi havası vardı. "Midnight in Paris" i hatırlattı bana. Onu izlemeyenler varsa bence mutlaka izlemeli, üstüne de bu filmi izlemeli. Güzel vakit geçirmek için ideal bir romantik-komedi, biraz da fantastik :) 

Türkçe adı "Hayalimdeki Aşk". Ayrıca ülkemizde henüz 2 Kasım'da vizyona girmiş. Film ile ilgili bilgileri de incelemek isteyen olur diye ekliyorum. 

Herkese güzel bir Pazar diliyorum...



Görsel burdan alınmıştır.


Yönetmen:
Jonathan Dayton | Valerie Faris
Ülke:
 ABD
Tür:
Komedi | Fantastik | Romantik
Rating:
imdb
7.3 (7,301 Oy)
Vizyon Tarihi:
02 Kasım 2012 (Türkiye)
Süre:
104 dakika


1 Kasım 2012 Perşembe

Daily dose of Buffy #1

4 kişi bişi demiş:


"Vampir sayılır" değil, tam bi vampir kendisi. Ellerim, kollarım, bacaklarım ısırık izleriyle dolu :)

Büyüyünce ısırması azalır diyolar ama dişler güçlendikçe verdiği zarar artıyo sadece :) O ısırdıkça ben "hayır" diyorum. Eşşek gibi anlıyo hayır'ı ama nedense işine gelmiyo çoğu zaman.

Olsun ama şimdiden "otur" ve "pati ver" komutlarını öğrendi :)

Çok hızlı büyüyo kerata :)

Maşallah kuzumaa

K.D.
 

Buffy de vampir sayılır Copyright © 2012 Design by Ipietoon Blogger Template