30 Aralık 2012 Pazar

Ruhundaki Zehirle Yüzleş - Tess Gerritsen

0 kişi bişi demiş:
Ya ben ne zaman bi kitap tanıtımı yapsam bu mutlaka bi Tess Gerritsen kitabı oluyo nedense :) Valla bu kadının kitaplarını okuyunca başka kitaplar bana yavan geliyo okuyasım gelmiyo onları. 




Çıkar çıkmaz aldığım ancak sallana sallana anca bugün bitirebildiğim bu kitap Tess'in diğer romanları gibi yine beni tatmin etti. Okurken kızım Buffy de horultuları ve rüya görürken çıkardığı acayip sesler ile bana eşlik etti sağolsun. Bi ara da kitabı alıp yemeye çalıştı gerçi ama olsun :)

Bu kitap tıbbi gerilimden çok polisiye-gerilim tadındaydı. Tess'in pek çok romanında mevcut "rahatsız edici ceset tabirleri" bu kitapta yoktu belki ondan, belki de çok uzun süre elimde kaldığından olsa gerek "Ayy ne olcak acaba" heyecanını bana yaşatmadı ama tabii ki okurken sıkılmadım. 

Tess Gerritsen hayranlarına bu kitabı tavsiye etmeme gerek yok zannedersem, zira hepsi çoktaaan alıp okumuştur zaten :) Henüz Tess Gerritsen okumamış diğer arkadaşlara tabii ki Tess'in diğer kitapları gibi bunu da tavsiye ediyorum.

Bu arada Martı Yayınevi'nde çıkan bu kitap her ne kadar 351 sayfa gibi görünse de 301. sayfadan sonrası "Live To Tell" isimli romanın ilk 3 bölümünü içeriyor bilginize...

Sanırım bu aralar pek polisiye-gerilim havamda değilim. Canım güzel aşk romanları okumak istiyor. Varsa eğer öneriniz, bu post'un altına beklerim.

Bu arada muhtemelen benim için 2012'nin son post'u muhtemelen bu olacak. Bu yüzden hepinize şimdiden mutlu yıllar diliyorum.


Görsel burdan alınmıştır.

2013 hepinize sağlık, aşk, huzur ve mutluluk getirsin...

Öpenzi,


K.D.


29 Aralık 2012 Cumartesi

I don't fit in anywhere...

4 kişi bişi demiş:
Yetiştiriliş tarzımdan olsa gerek sosyal becerileri çok düşük bi insanım. İlk tanıştığım insanlar hakkımda
"ne kadar yılışık" diye düşünmesin diye "iceberg" olmayı tercih ediyorum. İş ortamında kimseyle "kanka" olamadım. Çok da meraklısı olduğumdan değil, tamam belki çok da meraklısıyımdır bilemiyorum. 

Bizim okula yeni gelen bi kız var. Çok sıcakkanlı çok tatlı. Daha ilk görüşte insanın kanı kaynar ya bazılarına, işte öyle bi kız. Dedim tamam, sanırım iş yerindeki yalnızlığım sona erdi ben bu kızla iyi anlaşırım. Sonra ne olduysa oldu hiç sevmediğim yalancı kaltak iş arkadaşım onu benden çaldı. Bunlar aynı yerdeler ben ayrı bi lab.tayım. Öyle olunca tabi bu kızı kafalamış arkadaş olmuşlar. Toplanıp kaltağın evine gitmişler hatta. Ben yine dışlandım tabi her zaman olduğu gibi davet edilmedim. Hayır zaten o kaltağa uyuz oluyorum çağırsa da gitmezdim ama en azından bana teklifini reddedecek bi fırsat sunmasını isterdim. Şöyle bi düşününce ben de normal değilim yani. 

Hani bi Türk kızı klişesi vardır ya "Ben erkeklerle daha iyi anlaşıyorum yhaa" diye, işte ben sanırım hakikaten erkeklerin yanında kendimi daha rahat hissediyorum. Kızların yanında bi kasılıyorum, bi bunalıyorum. Sanki sürekli kıyafetimi, ayakkabımı, saçımı, makyajımı inceliyorlar, küçümsüyorlar gibi hissediyorum. 

Hiç kimsenin arkadaş olmak istemediği bitli kız gibiyim resmen. 

Halbuki hepsi benim bokumu yesin yani. 


25 Aralık 2012 Salı

Tembelim ben tembel

2 kişi bişi demiş:
Gün geçmiyor ki ben yine isyanlara girmeyeyim sevgili okuyucu... 

Kitap okuma hızım hayvan gibi düşüşte... Tembellikte rekor üstüne rekor kırmaya devam ediyorum... 

Geçen hafta eşimin babaannesi bizdeydi, dolayısıyla mutfağa sadece "yemek yemek" için girer oldum. Şimdi babaannemiz de evine dönünceeee mutfak işleri yine ellerimden öperrrrr.  

Okulda da hiç bişey yapasım yok, yeminle "çalışıyor gibi görünmeye çalışmak"tan yoruldum. 

Zaten benim sürüngen filan olmam lazımmış ki kışın bi güzel hibernasyona gireyim, uyanıkken de bi iş yapasım yok zira. Yaz olunca uyanır denize girerim işte, plajda kukumun üstüne kitap koyup fotoğrafını çeker, Instagram'da paylaşırım filan... 

Bak daha cevaplanacak 2 mim var. 

Allah'ını seven üstüme battaniye atsın :(

18 Aralık 2012 Salı

Mim uydurdum kıçımdan :)

4 kişi bişi demiş:
Merhaba sevgili okuyucu,

Aslında şu anda bi makale üzerinde çalışıyor olmam gerekiyodu ama sıkıldığım için mola verdim. Okuma listemi gözden geçirirken kendimi "öfff pöfff" derken buldum. Neden mi? Çünkü ilgimi çekecek bişey bulamadım ve hayal kırıklığına uğradım. Bunun üzerine de hemen bir mim uydurma gereksinimi duydum:). Mim'in adı "Okuma listenizde görmek istedikleriniz/istemedikleriniz". 

Kimse yanlış anlamasın lütfen ama mesela ben artık okuma listemde "Günün fotoğrafı" etiketli yazılar görmekten çok sıkıldım. Blog değil Twitter sayfası sankim. Ayrıca reklam durumları da bazen can sıkıcı olabiliyor çünkü bi reklamı yaklaşık 10 tane blogger arkadaş hemen hemen aynı zamanlarda paylaşınca okuma listem "Şimdi Reklamlar" kıvamına geliyor. Bi de takip ettiğim kozmetik bloglarında bazen ürün tanıtımı yapıp "Ama Türkiye'de satılmıyor maalesef" diye de dipnot düşüyolar, işte o anda kan beynime sıçrıyo arkadaş. O zaman niye tanıtıyosun be güzel kızanım, ben her gün Amarigaya Evropaya mı gidiyom; her gün e-bay den alışveriş mi yapıyom be saçlarını yolduğum kozmetik blogcu?

Görmek istediklerim, gördüğümde sevindiğim şeyler ise kitap değerlendirmeleri ve blogger arkadaşların kendi hayatlarından bahsettikleri yazılar, bol bol sevimli hayvanlar, DIY temalı yazılar... Her birini zevkle okuyorum.

Peki siz okuma listenizde neleri görmekten sıkıldınız? Reklamlar? Mim'ler? :) Ne tarz yazılar görmek istiyosunuz? Paylaşın da bilelim :)

Mimlediklerim;

İ.r.e.m.c.e
miyav kedicik
melek bahar
biricitconsungunlugu
Nesrin
asabi bakire

ve mim'i cevaplamak isteyen herkes.

Hepinizi öpenzi,

K.D.

14 Aralık 2012 Cuma

Mim'lendim ben yine

1 kişi bişi demiş:
Merhaba sevgili okuyucu,

Çook sevgili melek bahar beni mim'lemiş sağolsun. Uzun zamandır mim cevaplamıyodum, iyi oldu bu. Gelelim sorulara ve benim verdiğim cevaplara:


  • Mantığın mı yoksa duyguların mı ön plandadır?
Sanırım yerine göre değişiyor. Aslında normalde inanılmaz duygusal bi insanımdır ama yeri geliyor sadece mantığımla hareket ederken buluyorum kendimi. O halime ben bile şaşırıyorum açıkçası:)  Nabza göre şerbet veriyorum sanırım :)

  • İnsanlar niye mutlu değiller? Niye gözlerinin önündeki mutlulukları görmüyor ve şükretmesini bilmiyorlar?
Bazılarının gerçekten şükredecek bişeyi olmayabiliyor. Bi de bana başkasının acınası halini görüp kendi haline şükretmek çok gaddarca geliyor. Küçük şeylerden mutlu olabilme yeteneği sanırım büyüdükçe çocuk masumiyeti ile birlikte yok oluyor.

  • Çok para harcayıp keşke almasaydım yada harcamasaydım dediğin bir şey var mı?
Bişeye çok para vereceksem çok düşünürüm, iyice ölçer biçerim. Bu yüzden de genellikle  pişman olmam. Genellikle gereksiz yere çok paralar da harcamam zaten. Tutumlu biriyimdir. 


  • Haklı olduğun bir konuda hakkını savunur musun yoksa susmak adalet mi dersin?
Genellikle "içi dışı bir", "dobra" hatta "patavatsız" olarak adlandırabileceğiniz bi insan olduğum için haksızlık karşısında genellikte susmam, aksine fena carlarım :) Üniversitedeyken bi hocamla bile kavga etmiştim sırf böyle bi sebepten ötürü :)
  • Tok gözlü müsün yoksa her şeyim olsun diyenlerden misin?

Valla gayet tok gözlü bi insanım. Şimdiki kızları gördükçe diyorum ki benim kocam ne şanslı ki benim gibi bi karısı var:))) 


Mimlediklerim;

fistiklitombi

İ.r.e.m.c.e

Hepinizi öpenzi,

K.D.


11 Aralık 2012 Salı

Allah Beni Böyle Yaratmış - PuCCa

5 kişi bişi demiş:
Günaydınlar sevgili okuyucu,

Sabah sabah servisle okula gelirken yine sinirlerim hopladı. Blogumu takip edenler bilir, daha önce personel servisinde gözüme kestirdiklerini analiz etmiş ve "tanımadığım insanlara kendi kendime kurulup sinir olma" huyumdan bahsetmiştim. O zaman bahsettiğim şişman bi teyze vardı, hani beni sinek gibi cama yapıştıran. Hah işte bilin bakalım o teyze bu sabah yine nereye oturdu? Tabii ki benim yanıma! Ya yemin ediyorum size serviste belki 10 tane koltuk boş, hatta bazı pencere kenarları bile boş yani o derece. Ama bu teyze ne yapıyo, o kadar boş yer var geliyo beni gözüne kestirip yanıma oturuyo. Yanlış anlaşılmasın, şişman insanlarla bi problemim yok, hatta benim kendi annecim bile tombalaktır yani çok da severim mıncıklamayı kendisini. Ama bu teyze ayrı bişey. Yani o kadar boş yer varken paso inadına benim yanıma oturup sıkıştırıyo beni. Kadın zaten benim götümün yarısını altına alarak oturdu sabah. Hiç "biraz kaykılayım, kızı ezdim galiba" durumu filan da yok. Gayet yayıldı 1,5 kişilik yer kaplıyo. Utanmasa beni komple kıçının altına minder yapacak. Neyse dedim kızım sık dişini, altı üstü azıcık yol sabret. Bizim okulun yolları virajlı olduğundan okula çıkarken merkezkaç kuvveti ile sağa sola savruluyosun haliyle. Şimdi normal bi insan bu durumda ne yapar? Yanında oturan insanı ezmemek için ön koltuğun arkasındaki o zımbırtılara tutunur ki savrulmasın dimi? Nerde bizim teyzede o incelik! Kadın bildiğin o virajlarda beni cama yapıştırdı da yapıştırdı. Allahım zaten üzerimde mont var, atkı var fenalık bastı bi de kadın bok çuvalı gibi üstüme abanınca yemin ediyorum kurdeşen döktüm 10 dakika içinde. Ya tamam teyze şişmansın ona lafımız yok, olabilir belki ilerde ben de şişman olabilirim. Ama bu kadar da olmaz artık. Bu kadının kesin bana garezi var ya bu olanların başka bi açıklaması olamaz çünkü. Neyse yaa kitap tanıtımı yapacaktık dimi konudan sapmayalım.

Buzz gibi kış havaları geldi çattı, havalar da yağmurlu gidiyo birkaç gündür, yani anlayacağın kitap okuma günleri için zemin hazır. Ağustos ayından beri yeterlilik sınavıma çalıştığım için bu süre zarfında ya bir kitap okumuşumdur ya da iki. Zaten bloglarını takip ettiğim diğer arkadaşlar gibi yılda 80-90 tane kitap okuya(bile)n bi insan da değildim. Sınav yüzünden okuma kapasitem iyice yerle bir oldu tabi... Yeni yeni kitaplar alıp, sırf sınava çalıştığım için okuyamadığım o günler bana işkence gibi geldi.  Neyse ki o günler geride kaldı :)

"Dizüstü Edebiyatı" kimisinde "iğrenç, sığ, saçma, gereksiz"; kimisinde de "harika, muhteşem, ayy aynı ben" etkileri yaratıyor. Şahsen ben her iki kategoriye de sokamıyorum kendimi. Bu tarz kitaplardan sadece PuCCa ve Pink Freud'un kitaplarını okuduğum için, internet ortamında meşhur olmuş kişilerle ilgili bir genelleme yapmam yanlış olur. Mesela PuCCa'nın kitaplarına bayıldım ama Pink Freud'u hiç sevmedim. Hiç bu tarz kitap okumamış kişilerin "Dostoyevski dururken PuCCa mı okucam yeeeaaa" modundaki tavırlarına da karşıyım. Neyle neyi kıyaslıyosunuz neyin kafasını yaşıyosunuz siz? Sanki bu kişiler bu kitapları çıkartırken Tolstoy'un, Dostoyevski'nin tahtına göz diktiler anasını satayım. "Edebi değeri yok" muş! Bak seeen! Zaten PuCCa'da edebiyat alanında Nobel alsın diye yazdıydı bu kitapları sen öyle diyince şimdi kalbi kırılmıştır. Yav kardeşim bu kitaplar insanlar okurken gülsün, eğlensin diye yazılmış. Zaten siktiriboktan bi dünyada yaşıyoruz her yerimiz dram, iki gülelim de kafa dağıtalım istiyoz be hacı. Ona bile kulp takıyosunuz koduğumun entelleri sizi. Sen kendin okumazsan okuma, ama okumadığın kitapla ilgili yorum da yapma. Bak sinirlendirdiniz beni yine.



Neyse efenim, gelelim kitap ile ilgili yorumlarıma. Daha önce PuCCa'nın kitaplarını okudunuz mu bilmiyorum ama eğer okumadıysanız bence büyük bir terpi fırsatını kaçırdınız demektir. Hala çok geç değil bence, alın okuyun. Önceki iki kitap beni okurken gülmekten neredeyse altıma işetiyodu, okurken böyle salak salak kendi kendime kahkahalar filan atıyodum, eşim "Ne oluyo sana be delirdin mi?" şeklinde bakışlar atıyodu. Ben yine o tarz bi kitapla karşılaşacağımı düşünmüştüm ama yanılmışım. Yine komik miydi? Evet komikti. Okurken sıkıldım mı? Hayır sıkılmadım. Bu sefer daha başkaydı kitap, daha duygusaldı. Bu yaşadıklarını anlatmanın PuCCa için zor olduğunu düşünüyorum çünkü yazarken tekrar o kötü günlere dönmüş, aklında aynı şeyleri bi daha bi daha yaşamıştır. Bazı yerleri özellikle de son kısımları gerçekten insanın içini acıtıyor. Ben kendimi onun yerine koydum, okurken kendim yaşamış kadar üzüldüm. Hatta sonunda dayanamadım ağladım. Benim ağlamam bi kriter mi bilmiyorum çünkü ben ota boka ağlayan bi insanım animasyon filmlerde bile (Toy Story, Up, Wall-e vs.) ağlıyorum. Ama gerçekten zor günler geçirmiş ve insan ister istemez empati kuruyo. 

İlk iki kitabı okuyup beğenenler zaten eminim bu kitabı da alıp okuyacaklardır. İlk kitabı hatırlayın hani, uğruna evi yaktığı sevgilisi vardı ya, hah işte bu kitapta onunla tanışma hikayeleri ve birlikte geçirdikleri günlerden bahsediyor. Aynı zamanda benim içimi parçalayan çocukluk günlerinden kalma anılarından da bahsetmiş. İyi vakit geçirmek, kafa dağıtmak için ideal bi kitap. Nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile. Sonunda ağlarsanız karışmam ben uyarımı yaptım. Kitaba puanım 10 üzerinden 9. 

Hepinize bol kitaplı günler,

Öpenziii

K.D.



7 Aralık 2012 Cuma

Vuhuuu yeterliyim bebişimmm

8 kişi bişi demiş:
Herkese merhaba!

Uzun zamandır blogumla aktif olarak ilgilenemiyodum, malumunuz doktora yeterlilik sınavım vardı. Uzun ve sancılı bir bekleme ve çalışma sürecinden (yaklaşık 4 ay) sonra dün itibariyle doktora yeterliliğimi vermiş bulunuyorum:)) Yaklaşık 3.5 saat süren bir yazılıdan sonra sözlü sınava girip her ikisinden de başarılı oldum :)) Açık söylemek gerekirse  yazılım çok çok daha iyi geçti ama sözlüde biraz sıçtım :) O da heyecandan yani (kendime bok da sürdürmüyom hani). Zaten danışman hocam da, heyecan yüzünden yazılıda gösterdiğin performansı sözlüde gösteremiyosun dedi. Neyse artık ben sadece geçtiğim için çok ama çoook mutluyum. Resmen böğrüme oturan bi öküz vardı ve dün o öküz sonunda kalktı :)) 

Ümit ediyorum bundan sonra sık sık yazılarımla sizlerle olucam :)

Öpenziii

K.D.
 

Buffy de vampir sayılır Copyright © 2012 Design by Ipietoon Blogger Template