13 Şubat 2013 Çarşamba

Çekiliş Yok

2 kişi bişi demiş:
Ya arkadaş bi katıldığım çekilişi de kazanayım yaaa! Yemin ediyorum içim şişti artık çekilişe filan katılmıcam bi daha. Ben daha bir tane bile kazanamamışken, blogunu takip ettiğim arkadaşlarım onlarca çekiliş kazanıyor! Valla gına geldi artık :( Hayır bi de çok beğeniyorum hediyeleri, gözüm kalıyo 2 gün sonra  başına bişey geliyodur o hediyelerin kesin. 

Madem çekiliş kazanamıyom, bundan sonra kenafir gözlerimle nazar değdircem hediyelerinize :D


Şaka şaka, güle güle kullanın anasını satayım.


K.D.

12 Şubat 2013 Salı

"Nasıl kitap okursun?" mim'i

2 kişi bişi demiş:
Görsel burdan alınmıştır.

Günaydınlar sevgili okuyucu,

Çok sevgili arkadaşım İrem ve melek bahar beni aynı mim'de mimlemişler sağolsunlar :) Mim'in konusu başlıktan da anlayabileceğiniz üzere nasıl kitap okuduğumuzla ilgili. 

Aslında benim belli bir okuma şeklim yok; oturarak ya da yatarak her iki türlü de okuyorum. Geceleri yatmadan önce yatağa uzanıp okumayı seviyorum ama ne yazık ki 3-5 sayfa içinde okuduğum kitap bende masal etkisi yarattığı için hemen uykum geliyor :) Genelde oturma odamda köşe koltuğuma gergedan gibi yayılıp okumayı seviyorum ama o zaman da genellikle Buffy hanım sağ olsun kitabıma ortak olup orasını burasını ısırmaya çalışıyo :)

Genellikle sessiz ortamlarda kitap okumayı severim, kendimi okuduğum şeye daha iyi kaptırabilmek için... Eğer altta müzik ya da TV sesi filan olursa aklım oraya doğru kaymaya başlıyo ve kitaptan kopuyorum. Hele ki müzik varsa ve bi de sevdiğim bi şarkı çalıyosa zaten kitabı unutup şarkıya eşlik etmeye başlarım :) O yüzden çıt çıkmasın please :)

Eğer okuduğum kitap çok sürükleyici ise sabah servis beklerken, evde yemek yaparken hatta ve hatta tuvalette bile okurum yani sıkıntı yok :)

Bu mim'i yapmak isteyen herkes kendini mimlenmiş saysın :)

Bol kitaplı günler,

K.D.

7 Şubat 2013 Perşembe

Dertlendim

7 kişi bişi demiş:

Sizin de benimki gibi dağınık, gamsız ve vurdumduymaz bir kocanız olsaydı siz de dertlenirdiniz kızlar.

Ya bi insanın aldığı bi şeyi tekrardan yerine koyması ne kadar zor olabilir bilmiyorum.

Veya sabah kalktıktan sonra yatağı toplaması...

Hatta akşam oturma odasında atıştırdıktan sonra kalan boş tabak çanağı mutfağa götürmesi...

Kahvaltıdan eli boş kalkmak yerine bi tabak alıp lavabonun kenarına koyması...

Kirlilerini yatak odasında oraya buraya değil kirli sepetine atması...

Ne kadar zor olabilir?



Evlilik zormuş gerçekten. Allah bana kolaylık versin.

6 Şubat 2013 Çarşamba

Buz Gibi Soğuk - Tess Gerritsen

4 kişi bişi demiş:


Doğan Kitap
Çeviri:Dost KÖRPE
Sayfa Sayısı: 271


Dün Kumral Ada Mavi Tuna'yı bitirdikten hemen sonra okumaya başladığım bu güzel kitabı bugün bitirmiş bulunuyorum :)

Diğer Tess kitapları gibi bu da oldukça yüksek tempoluydu, o kadar merakla okudum ki 24 saatten kısa bir sürede bitiverdi kitap.

Rizzoli&Isles serisinin 8. kitabı olan "Buz Gibi Soğuk" ta başrol Maura Isles'a aitti. Jane Rizzoli'nin kitaba tee 7. bölümde dahil olmasından açıkçası rahatsız oldum. Kesinlikle Maura karakterine karşı bir antipatim yok ama son bir kaç kitaptır şu aşk hayatında yaşadığı ergen tripleri beni benden aldı. Spoiler vermeden konusundan bahsetmek gerekirse arka kapakta yazanları copy&paste yapmak çok mantıklı olur bence. Şöyle ki;

"Bir tıp konferansı için Wyoming'e giden adli tabip Maura Isles, hafta sonunu arkadaşlarıyla birlikte bir kayak merkezinde geçirmeye karar verir. Ancak korkunç kar yağışı altında araçları devrilir ve ıssız dağ yolunda mahsur kalırlar. Yürüyerek ulaştıkları on hanelik köy ilk bakışta tamamen terk edilmiş gibi görünse de, sofralarda dokunulmadan bırakılmış yemekler, garajlardaki arabalar, ölüme terk edilmiş evcil hayvanlar burada bambaşka, esrarengiz olayların yaşandığını düşündürmektedir. 

Maura'dan haber alamayan ve onun peşinden bu köye gelen dedektif Jane Rizzoli, arkadaşının izine rastlayamasa da karların altında tüyler ürpertici bir başka gerçeği keşfeder."

Kitap baştan sona kadar gerilim yüklüydü. Okurken resmen içim ürperdi, kalp atışlarım hızlandı. Neredeyse tamamı buz gibi soğuk ve karlı havada geçtiği için okurken üşüdüm diyebilirim :) 

Kitabın konusunu, kurgusunu çok beğensem de çevirideki bazı şeyler sinirimi bozdu diyebilirim.  Birincisi koku tasvirleri yaparken sık sık "kesif" sözcüğünün kullanılmasıydı. Bazı yerlerde tekrardan kaçınmak için eş anlamlı sözcükler tercih edilebilirdi. İkincisi ise karakterlerin konuşurken kullandıkları İngilizce "well" kelimesinin (benim tahminim diyelim, orijinalini okumadım çünkü)  Türkçeleştirilip "eh" şeklinde yazılmasıydı. O kadar gıcık oldum ki anlatamam. Bütün cümleler "eh" diye başlıyor. Ne gerek vardı yani çok mu lazımdı o "eh"ler? Sanki karşımda Kanadalılar var da aksanlı İngilizce konuşuyorlar gibi hissettim. İşte o anda içimdeki Barney Stinson ortaya çıktı :D Üstlerine atlayıp ağızlarına kürekle vurasım geldi yemin olsun. Neyse efendim bu iki şeyin dışında çeviri iyiydi.

Kısacası Tess ablam yine döktürmüş maşallah. Kalemine sağlık bebişim. Kitaba puanım 10 üzerinden 9; 1 puanı Rizzoli'nin geç dahil oluşundan ötürü kırdım :)

Bol kitaplı günler,

K.D.

5 Şubat 2013 Salı

Kumral Ada Mavi Tuna - Buket Uzuner

3 kişi bişi demiş:
Herkese merhabalar, 


Uzun süredir elimdeydi bu kitap. Bugün hocamın yokluğunu fırsat bilip okula götürdüm ve azimle 200 sayfa birden okudum ve bitirdim!

Kitap her ne kadar 500 sayfa olsa da okurken yoran bir anlatıma sahip değil (bende uzun süre kalması tamamen tembelliğimden). Baş karakteri Tuna isminde bir edebiyat öğretmeni. Kitap Tuna, Tuna'nın abisi Aras ve Ada adında bir kız arasında geçen aşk üçgenini anlatıyor. Dahası Tuna'nın Ada'ya olan imkansız aşkını anlatıyor diyelim. Bunun yanı sıra psikolojik bir kitap. Tuna öğretmenin kendisiyle verdiği savaşı okuyorsunuz bir taraftan. Ben özellikle bu üçünün çocukluğunun anlatıldığı flashback bölümlerini çok beğendim. Ülkenin içine girdiği iç savaş ve Tuna'nın kendisiyle olan savaşının anlatıldığı bölümler çoğu zaman beni boğdu. Okurken bir kadın yazarın nasıl oluyor da erkek bir karakteri bu kadar güzel anlatabiliyor olduğuna da hayret ettim doğrusu. Bazen okurken "yok artık ya buraları bir kadın yazmış olamaz" dediğim pek çok yer oldu.

Açıkçası pek çok blogger arkadaşım gibi "vay efendim neden daha önceden okumadım diloy dağlar zılgıt" şeklinde tepki vermedim kitabı okuduktan sonra. Evet güzeldi, değişikti ama ben daha etkileyici bir son beklerken kitap bana göre saçma sapan bi şekilde bitti. Özellikle kitabın sondan bir önceki bölümü "Geleceğin geleceği ve sibernetik savaş" inanılmaz sıkıcı ve gereksiz geldi bana. Yav böyle bi romanda böyle bi bölüm ne alaka dedim içimden. Bilmiyorum yani bu kitaba karşı karışık duygular besliyorum. Nefret de etmedim ama bayılmadım da. Her bölümü merak ederek okudum kabul, ama çünkü vurucu bir şekilde bağlanmasını beklediğim için. Ne yazık ki sonu beni tatmin etmedi.... İnternette okuduğum yorumlara bakılırsa sorun bende çünkü herkes kitaba bayılmış ve hatta bu kitabın hayatında okuduğu en iyi kitap olduğunu söyleyenler de var. Merak edenler alıp okusun, tüh keşke okumasaydım diyeceğiniz bir kitap değil çünkü.

Bol kitaplı günler...

K.D.
 

Buffy de vampir sayılır Copyright © 2012 Design by Ipietoon Blogger Template