30 Nisan 2013 Salı

İyi ki benim kaynanam değilsin.

5 kişi bişi demiş:

Haftalardır devam eden iş stresim ve yüküm biraz azalınca, hafta sonu aylardır ziyaret edemediğimiz ailelerimizi görmeye karar verdik eşimle. Cumartesi günü bizimkilerin yanındaydık, ne kadar çok özlemişim ton ton anneciğimle babacığımı, çok iyi geldi onları görmek... 

Akşam ise eşimin ailesinin yanına gittik. Ve işte sinir stres dolu saatler orada başladı...

Konuyu bağlamak için belirtmek gerekirse; cuma günü iş çıkışı saçlarımı boyatmıştım. Renk skalasından açık kumral rengi seçmeme rağmen kuaförümün kendi kafasına göre iş yapmasından dolayı saçım bildiğin sarı oldu. O gün öyle çıktım kuaförden ama eve geldim, aynaya baktıkça saç rengime uyuz oldum. Zaten beyaz tenliyim, sarı olunca iyice cesede benzedim. Eşime sordum, saçım nasıl olmuş diye, "Güzel olmuş" dedi. 

"Güzel olmuş."

O ne lan? "Aşkım harika olmuş" diceksin, "Aşkım çok seksi olmuş bayıldım" diceksin.

Kuru kuru "güzel olmuş" da neyin nesi? 

Ben size söyliim neyin nesi;

"Aşkım hiç olmamış ama göt korkusundan söyleyemiyom" dur onun Türkçesi.

Belli ki karının içine sinmemiş, kocası olaraktan onu pohpohlaman gerekiyor bunu ben mi öğreticem sana ayol? Bu erkekler de kadın ruhundan hiç anlamıyo valla.

Tabi ben bu tepkiye ayar olaraktan ve de zaten içime sinmemiş olan bir saç rengiyle eşimin ailesinin yanına gittim. 

Orası da bayaa bi kalabalıktı. Eşimin ailesi ve amcası müstakil iki katlı bahçeli bir evde altlı-üstlü oturuyo. O gün de şansımıza eşimin kuzeninin müstakbel kocası ve kayınvalidesi gelmişler; bi de eşimin çook "sevdiğim" halası.

Cümbür cemaat oturduk.

Tabi herkes yeni saç rengim için "Çok yakışmış" "Çok güzel olmuş" filan diyince benim azıcık moralim yerine geldi. İçimden "Ya herhalde o kadar da fena olmadı, gözüm alışmadı ondan bana kötü geldi" filan diye geçirmeye başladım.

Neyse efendim sonra çok sevgili "kayınhalam" (nam-i diğer reel Vasfiye teyze) oturduğu yerden dudaklarını köpek götü gibi büzüştürüp, bi kilo limon yalamış gibi suratını ekşite ekşite;

"Saçın hiç olmamış canım, bu nasıl sarı, bildiğin yeşil olmuş. Sen bi 10 gün sonra yine boyat bu saçı" demesin mi?

Benim surat düştü tabi. Ne diceğimi bilemedim. Sinirden karının üstüne atlayıp suratını tırnaklayasım var ama yapamıyorum. "Ya benim de içime sinmedi zaten, iki hafta kadar kullanıp boyatırım herhalde" diyebildim ancak.

Reel Vasfiye benimle hızını alamayınca eşimin kuzenine yani kendi yeğenine saldırdı bu kez:

"M.'nin duvağını da hiç beğenmedim, çok çirkin. Neden onu aldınız ki? Keşke uzun bişey alsaydınız."

Bu sefer de haklı olarak 1 ay sonra evlenecek olan kızcağızın suratı yerlerde...

Kızın duvağı da gayet güzel bu arada, kenarları dantel detaylı filan. Kızcağız hiç bişey demedi tabi ama ben içinden ettiği küfürleri tahmin edebiliyorum.

Ya kız 1 ay sonra o duvağı kafasına takıp evlencek. Çirkin bile olsa böyle mi söylenir? Patavatsızlık mı, kıskançlık mı artık bilemiyorum.

Gece yatarken var ya sinirimden ağladım da eşim teselli etti. Sen bakma ona, eşinden boşandı, çocukları yanında değil (hem eski eşi hem de iki oğlu Almanya'da) psikolojisi bozuk onun, takma kafana dedi. Tabi ben yine de içimden saydırdım o ayrı.

Ertesi gün sevgili kayınvalidem izinli olduğu için birlikte dışarı çıkalım dedik, ailece vakit geçirmek için. Dışarı çıkmak için bi hazırlanayım, süsleneyim dedim. Banyoda saçıma fön çekerken "the vasfiye" yanıma geldi.

"Saçın bildiğin yeşil olmuş baksana, boyat 10 gün sonra" dedi!

Te'allaaaam sabırrrrrrrrrrrrrrrrrrrr diye bağırdım içimden. Dün zaten söylemişsin aynı şeyi, ne diye bi daha bi daha söylüyosun ki? Hem belki ben yeşil seviyom ya sana ne?


Sinirli sinirli makyajımı yapıp salona gittim.

Kayınvalidem mutfaktan duymuş bunu, sonra benim yanıma gelip "Bunda renk körlüğü var herhalde" dedi. Ben de "Neyse anne boşver, ben bişey demiyorum artık" dedim.

Annem benim, seviyorum valla seni. Bi gün olsun şu kaynanalığı sen bana yapmadın.


İki dakika sonra salonda oturan eşime "Aşkım bi kontrol etsene eyeliner'ım nasıl olmuş?" diye sormamla reel vasfiyenin yandan "Az olmuş" diye atlaması bir oldu.

Ama yeter mi? Yetmeeez.

Oturduğu yerden beni incelemeye devam etti:

Sen maskara kullanmıyosun herhalde?
+Yoo kullanıyorum.
- O zaman az sürüyosun herhalde. İki kat sürersen daha belirgin olur.
+Zaten iki kat sürüyorum. İki farklı maskarayı aynı anda kullanıyorum.
- ..... Hmmm... (ay jnms pot kırdım galiba gülücükleri)


Sonra uzuuun uzun saçıma bakıp;

- Senin saçının önü uzun arkası kısa mı?
+ Evet
- Hmm...
+????

Adam öldürüp hapse girenleri o kadar da yadırgamamak lazımmış ben bunu o zaman anladım.

Eşim ve kayınvalidemle dışarı çıktığımızda ise kayınvalidemle karşılıklı içimizde ona karşı ne var ne yoksa döktük. O da uyuz olmuş tavrına (normal olarak) "Ona ne oluyosa, onda yok ya kıskançlıktan ne yapacağını şaşırdı" dedi.

Ben hayatımda böyle bi kadın daha görmedim. Beni ne zaman görse mutlaka bişeylerime kusur bulur. Ama bu hafta sonu artık işin bokunu çıkardı. Kayınvalidem dedi ki, bi gün aynısını biz de ona yapalım. Ben de yok ya anne boşver filan dedim, gururlu gelin edalarında (yalan).


Dün gidip saçımı açık kumrala boyattım. Reel Vasfiye'den dolayı değil, tam istediğim renk esasen bu olduğu için. Yoksa vasfiye benim yeşil-sarı saçımın bokunu yesin yani.

Ama bu iş burda bitmeeez. Ben adamın aklını alırım aklını. Sen kime çattığının farkında değilsin vasfiye!

Ne demişler;


"Intikam soğuk yenen bir yemektir"



K.D.





26 Nisan 2013 Cuma

Bip bip. Yaşıyom ölmedim.

3 kişi bişi demiş:
"Hıı iyi biz de çok merak etmiştik sanki" dediğinizi duyar gibiyim. Acıların çocuğu ayağınıza geldi haaanım! Ne zamandır yazmıyorum bloga beee, resmen unuttum buraları. Anca millete yorum yapıyom. Halbuki gel, şuraya iki kelam bişeyler yaz demi? Ne oturuyon orda panda gibi yaymışın kıçını. Hayret bişey. 

Sürekli devam eden isyeeeaaan moduma bir yenisini daha ekleyeyim bari bugün.

Evlilik zor zanaat genşler, evlenmeden önce iki kere düşünün.  Yemeği, çamaşırı, bulaşığı bitmiyor arkadaş! Neyse ki kocam mutfakta tam bir şef olduğundan (nazar etme ne olur, çalış senin de olur) yemek işini arada ona kakalıyorum. Ama yine de yüküm pek de azalmıyor, zira kocam yemek yapayım derken afedersiniz mutfağın ebesini zikiyor. Arkasını temizlemek de bana kalıyor. Ama her şeye rağmen evlilik çok güzel, seviyorsanız hemen evlenin bence (Kocam blogumu okuyor).


Valla iki aydır filan kitap okuma işini de saldım, benim vikitap hedefi bu sene yalan olur bence. Ama neden saldım bi sor? Çünkü kendime kızdım. Milletle sidik yarıştırır gibi okumaya başladım. Beğenmediğim kitapları zorla okudum, bitirdim. Sonra bi gece ak sakallı dede girdi rüyama "E be kızım, ne diye sidik yarıştırır gibi kitap okuyosun, kitap dediğin zevk için okunur. Okuma işini kendine işkence haline getirme!" dedi. Ben de "Valla helal olsun ak sakallı, kırk yılın başı doğru bi laf ettin" dedim ve uyandım. Sonra da özgürlüğümü ilan edip kitap okumayı bıraktım. Canım ne zaman isterse o zaman başlarım okumaya dedim. İki aylık sürede 3-5 kitaba başlayıp yarım bıraktım. Şimdi ise sadece gece yatmadan önce okuyorum kitap. Kendimi zorlamadan, zevk için. Sonuçta işinde gücünde bi insanım, her zaman vakit bulamıyorum, zorlamanın bi alemi yok (Sülalem rahat).

İşi falan soracak olursanız her zamanki gibi (boktan yani). Bölümün işi ayrı, kendi işlerim ayrı dert. O yüzden oralara hiç girmeyelim bence.

Hayatımda aksiyon eksikliği iyice aldı başını gitti monotonluktan kurudum kaldım yemin olsun. Sıkıntıdan makyaj bloglarına sarıp ev ekonomisini göçerttim. Bütün maaş makyaj malzemelerine gitmeye başladı. Ne de olsa yaş kemale eriyor, gençliğim güzelliğim gidiyor bari boyanayım biraz.

Bi de geldi bahar ayları, gevşedi gönlümün yayları yani, hiç bi bok yapasım yok. Uzun bir tatile ihtiyacım var ama nerdeee! Bu yaz tezimi yaparken tatili anca rüyamda görürüm ben :/

Neyse yeter bu kadar, gidiyom.


 

Buffy de vampir sayılır Copyright © 2012 Design by Ipietoon Blogger Template